Okşamaların sevgiye çevirebildiği huysuzlukların yerine bir kaygısızlık, bir duygusuzluk gelmişti. Okşanıp yatıştırılmak için özellikle sinirlenip hırçınlık etmeleri, o çocuksu huysuzluğu hemen hemen hiç kalmamıştı; tüm avuntulara yüz çeviren, başkalarının iyi niyetli neşesini bir aşağılama gibi görmeye hazır, düzelmesi olanaksız bir hastanın içe dönüklüğü, somurtkanlığı gelmişti üzerine.
Eskiden ateş saçan gözleri, şimdi hülyalı, gamlı bir yumuşaklıkla doluydu. Bu gözler artık çevresindeki hiçbir şeye bakmıyor gibiydi; hep uzaklara, çok uzaklara, neredeyse bu dünyadan öteye dalıp gidiyordu.