O zamanlar içimdeki çocuk daha özgür,daha cesurdu.Dünya bu kadar soğuk değildi.Herkes yüreğiyle gülerdi birbirine.İnsan sesinden medet umulurdu.Eşyalar bir salgın hastalığa dönmemişti.Pencerelerin önünden başlardı gökyüzü ve toprak.
Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık. Kimse bir başkası için kederlenmiyor. Birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden.
...insanın kendine sahip çıkmasının dünyaya neler kattığını,gülen insanın güzelliğini,kederin de aşk kadar incelik istediğini,denizlerde gün batımının o büyük yangınını,ayrılığın bile sevgiyle güzellik kazandığını senden öğrendim.
Sorunun yalnızca geçim sıkıntısı olmadığını, gerçek yenilginin dili ve düğmeleri ilikli bir yalnızlık olduğunu; gökyüzüne giden yolun küçücük bir pencereden başladığını, eşyalara yenilen insanın dik duramayacağını, yaşayarak bir kez daha görüyor ve anlıyorlardı.