Betül

Kapsamını henüz tam olarak keşfedemediğin, nereye kadar uzandığını, hayatının hangi çatlaklarına sızdığını asıl birkaç ay sonra fark edeceğin, bu yerini dahi gösteremediğin ağrının senden başka kimseye tesir etmemesi ise maruz kaldığın tenhalığı daha da çoğaltıyordu.
İletişim Yayıncılık
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
O gidince hayatlarınızın yabani bitkiler gibi yıllarca birbirine doğru büyüyüp iç içe geçtiği yeri, bu müşterek alandaki şahsi hikayeni, yani onun yanındaki seni de kaybediyordun. Karşılıklı oturduğunuz masaları kaybediyordun mesela. Sadece ona anlatacağın şeyleri kaybediyordun. Onu bir sabah kahvaltıya çağırma ihtimalini. Ondan ödünç alacağın ve vermeyi unutup unutup sonunda el mecbur senin ilan edilen giysileri. Günlerdir içini kemiren bir meseleyi gecenin bir vakti kapısını çalıp anlatma şansını ve onun verdiği akılla belli bir yönde alacağın kararları. Yüz yıldır tanıdığın birine iç rahatlığıyla şımarma, kızma, surat asma, bozuk çalma, onunla kavga etme hakkını. Birinin sen leb demeden leblebi diyecek olmasını kaybediyordun.
İletişim Yayıncılık
Ama öyle şeyler oluyordu ki, ben istediğim bahaneyi uydurayım, istediğim çiçeği ekeyim, balkonu botanik parkına çevireyim, "Canım evim" diye duvarlara falan sarılayım, kapıyı pencereyi dışarının çirkinliğine istediğim kadar sıkı sıkı kapatayım, dışarıda fokur fokur kaynayan cinnet açık unuttuğum bir aralık bulup içeri süzülüyor, beni ağılı bir duman gibi sinsi sinsi zehirliyordu.
Sayfa 19
Her seferinde o kupkuru evleri daha ilk günden yaşayan bir yer haline getirmenin yollarını arıyorduk.Çünkü orayı bir an evvel senin kılman,seninle nefes alıp veren,sen kokan bir yer haline getirmen gerekiyordu.Sonsuz yuva arayışımızın kurallarından biriydi bu.Daha kolileri açarken başlıyorsun mekanla arandaki boşluğu doldurmaya,bir örümcek gibi örüyordun ağını,duvardan duvara,odadan odaya.
Sayfa 15 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Kalanlar
“Ne zaman geleceksin bir daha?” “Yakında değil.” “Seni filikaya bindiriyormuşum gibi hissediyorum.” “Böyle söyleme.” “Batıyoruz.”
Sayfa 15 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu