yusuf kulaz, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Kalanlar, ölenler için şiirler yazar...
"Ya içimizden birini öldürürlerse Belkıs Abla ? Ne yaparız ?" diye sordu Derya, Belkıs Abla ezberinden cevap verdi, "Kalanlar ölenler için şiirler yazar."...

Bir Uyuyup Uyanalım, İrfan DeğirmenciBir Uyuyup Uyanalım, İrfan Değirmenci
İpek Seray Sayıner, bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okuyor

Cümleler
*
İnsanın başkalarına söyledikleri kendi duymak istedikleridir. Yazdıkları, okumak istedikleridir. Sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdedir.

Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 61 - YKY)Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 61 - YKY)
İpek Seray Sayıner, bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okuyor

Cümleler
Yaşadığım anların, onları yaşarken anıya dönüştüğünü algılar, onları yaşarken anılaştırırdım. Sonra bunu en güzel biçimde Savinio’da okudum: “Yaşanan an da anı olacak.”

Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 59 - YKY)Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 59 - YKY)
İpek Seray Sayıner, bir alıntı ekledi.
20 saat önce · Kitabı okuyor

Yeni Buluntular
Kalkın. Tüm ellerinizi uzatın bana. Tutmak istiyorum. Sizleri yemyeşil çimenler üzerine çıkaracağım. Soluk yüzlerinizi güneşlerle yıkayacağım. Irak ülkelere gideceğiz. Oralarda kara bir ay ağaçlar arasına akmış. Ağaçlar yüksek. Sık. Uğulduyorlar geceleri. Gün ışığını avuçlarımıza alacağız. Gelin. Kalkın. Uzatın ellerinizi.

Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 16 - YKY)Kalanlar, Tezer Özlü (Sayfa 16 - YKY)

Yılmaz Erdoğan'ın Mükemmel Şiiri:
Soğuk ve şehirlerarası
otobüslerde vazgeçtim
çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama
yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o
zaman) özlemeye başladım herkesi.. Ve bu hasret öyle
uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım
sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor
oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu,
pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir
Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden
orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu
haber bültenleri..
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik
dikenleri saymazsak..)
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir
saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber
bültenleri.. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim..
Ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım..
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm
sadece..

Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama
sen yoktun.. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini
seviyordum, suni teneffüs saatlerinde.. Okul servisi
seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine
götürüyordu.. Ben, senin benimle Tunalı Hilmi
Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum..
Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır
gevrekliğini.. Sonra otobüs oluyordum,
kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü..
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş
ovasının yalancı maviliğini.. Otobüs oluyordum bir
süre.. Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
yanağım otobüs camının garantisinde..
Otobüs oluyordum.. Bir ülkeden bir iç ülkeye..
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın
listesinin.. Korkuyordum..Sonra iniyordum otobüsten..
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün
en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu
koşuyordum.. Çünkü sonunda annem oluyordum babam
kokuyordum sonunda...
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim,
çocuk olmaktan..
Ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle birgün Van'daki bir kahvaltı salonunda...
Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği)
bir yol üstü lokantasında...
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay
kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak
damında..
Ben seninle herhangi bir insan elinin terli
coğrafyasında olma ihtimalini sevdim..
Ben senin,
beni sevebilme ihtimalini sevdim !

Lamajor, bir alıntı ekledi.
Dün 01:45

Queequeg tarafından anlatılan bir Moby Dick ne kadar ilginç olurdu kim bilir, ama hikayeleri hayatta kalanlar yazıyor.

Kamçatka, Marcelo Figueras (Sayfa 15 - all things remote -uzak olan her şey-)Kamçatka, Marcelo Figueras (Sayfa 15 - all things remote -uzak olan her şey-)

birileri yaşar, birileri ölür.
arkada kalanlar yarım yamalak, paramparça ve halsiz,
günler yalancı, geceler günahkâr.
ne günü ne gecesi, gözünü kırpmaz, rüya görmez nefesi hissedilmez.
hep sorular sordular,
cevaplarını merak etmediler.
ben hep doğru bildiğimi yaptım,
kendi alın yazımla yaşadım hayatı.
"iyi ol” dediler, kötü nasıl olunur bilemeden.
“iyi misin?” dediler, bir kere bile gerçekten “nasılsın?” demeden.
ben iyi bir adam olamadım.
iyiler ilk görüşte tanınmaz

AKLIMDA KALANLAR...

Alfabe Bir Milletin Tarihini ‘’Aklına Kazıma’’ Aracıdır.
Doğal Dünya Ve İç Dünya.
Doğruları Ayıplıyor,Ayıpları Alkışlıyoruz.
ADALET; İnsanın Kalbinde Bulunur,Yada Yoktur.
Hiçbir Sistem Özünde İslama Uygun Yada Aykırı Değildir.Sisteme Bu Özellikleri Yükleyen Onu Oluşturan Kişilerdir.
Umumi Düşünce Psikolojimizden İki Şeyi Ayıklamamız Gerekiyor,Mucizelere İnanmak Ve Başkalarından Yardım Beklemek.
Demagoglar Ve Toplumun Sahte Kahramanları.
HABERİNİZ OLMADIGINI SÖYLEYEMEYECEKSİNİZ.