Bazı kitaplar bir hikâye anlatır, bazıları ise insanın hayatına küçük bir ayna tutar. *Hyunam-Dong Kitabevi* benim için ikinci gruba ait kitaplardan biri oldu.
İlk bakışta bu roman, kurumsal hayatı bırakıp bir kitabevi açan bir kadının hikâyesi gibi görünüyor. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun bir meslek değişikliği hikâyesinden çok, modern insanın yorgunluğunu anlatan bir roman olduğunu fark ediyorsunuz.Yeongju toplumun başarılı saydığı her şeye sahip biri. İyi bir eğitim, iyi bir kariyer ve düzenli bir hayat... Fakat bütün bunlara rağmen mutlu değil. Çünkü bazen insan istediği hayatı değil, ondan beklenen hayatı yaşıyor. Romanın merkezindeki kriz de tam olarak burada başlıyor.Bu noktada kitap bana sık sık Byung-Chul Han'ın modern yorgunluk üzerine düşüncelerini hatırlattı. Günümüz insanı artık başkaları tarafından baskılanmıyor; kendi performansının yükü altında eziliyor. Yeongju'nun yaşadığı tükenmişlik de bu durumun çok tanıdık bir örneği.Romanın en sevdiğim yanı ise büyük dönüşümler vaat etmemesi oldu. Kitabevi açıldıktan sonra her şey mucizevi biçimde düzelmiyor. Müşteriler akın etmiyor, hayat bir anda anlam kazanmıyor. Tam tersine, karakterler küçük adımlarla iyileşiyor. Çünkü yazarın asıl anlatmak istediği şeyin bu olduğunu düşünüyorum: Hayat bazen büyük değişimlerle değil, küçük duraklarla dönüşüyor.Kitabevine gelen karakterlerin hemen hepsinin ortak bir noktası var. Başarısız hissedenler, yönünü kaybedenler, yalnız kalanlar, kendini ait hissedemeyenler... Aslında hepsi modern hayatın farklı yüzlerini temsil ediyor. Bu yönüyle kitap bana Viktor Frankl'ın insanın temel ihtiyacının mutluluk değil, anlam arayışı olduğu fikrini de sık sık hatırlattı.Roman ilerledikçe kitabevinin kendisi bir karaktere dönüşüyor. İnsanlar oraya sadece kitap almak için değil, biraz