Adem

Adem
@Tutunamayanademov
Ben sadece kendi içimdeki düzeni kurmaya çalışan bir kaosum. instagram.com/ademdenonce_?ig... İstemeden varım. İstemeden öleceğim.
@Tutunamayanademov·
·
sabitlendi
"Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz." Mustafa Kemal AtatürkMustafa Kemal Atatürk
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kimsenin fatiha bilmediği bir köyde öldüm
Aşk
Aşk zaman zaman bir duygu olarak anlatılıyor oysa yalnızca bir duygudan ibaret değil. Bir yönelme biçimidir de. İnsan, kendisi dışındaki birine anlam yükler ve o anlamın içinde kendini de yeniden kurmaya başlar. Bu yüzden aşk, yalnızca iki insan arasındaki bir bağ değil, aynı zamanda insanın kendi iç dünyasıyla kurduğu bir ilişkidir de. Başlangıçta çoğu zaman bir yoğunluk vardır. İnsan, sevdiği kişiyi sıradan gerçekliğin biraz dışında görmeye başlar. Eksiklerini geri planda bırakıp, varlığını ise büyütmeye başlar. Bu durum psikolojide “idealleştirme” olarak açıklanıyor. Fakat zaman geçtikçe bu yoğunluk yerini daha sakin bir bağa bırakır. Eğer ilişki ayakta kalıyorsa, bunun nedeni ilk heyecanın değil, karşılıklı anlayışın ve kabullenişin gelişmesindendir. Aşk aynı zamanda kırılgan bir şeydir. Çünkü insan, sevdiği kişiye karşı savunmasını indirir. Kendi zayıf yönlerini, korkularını ve beklentilerini açığa çıkarmaya başlar isteyerek veya istemeyerek. Bu yüzden aşk, insana hem en büyük mutluluğu hem de en derin hayal kırıklığını da yaşatabilecek bir deneyimdir. Yine de insanlar aşkı aramayı bırakmaz. Bunun nedeni sadece yalnız kalmaktan kaçmak değildir. İnsan, başka birinin varlığında kendisini daha açık ve daha gerçek hisseder. Bir başkasının gözünde değer görmek, insanın kendi varlığını da anlamlandırmasına yardımcı olur. Bu nedenle aşk, yalnızca romantik bir hikâye diyip geçemeyiz; insanın kendini ve başkasını anlamaya çalıştığı karmaşık bir süreçtir de. İçinde tutku, güven, korku ve umut aynı anda bulunurr. Belki de aşkın güçlü olmasının nedeni tam olarak budur: İnsanın en insani taraflarını aynı anda ortaya çıkarmasındandır. AdemAdem
İçimiz dökmek...
Bağırsam sesimi duyan olur mu? Hiç sanmıyorum. Çünkü ben yıllardır kendi içime doğru bağırıyorum ve kendi sesimden sağır olmuş haldeyim. Etrafım insan dolu ama ben, hiç kimsenin bilmediği bir dilde konuşuyor gibiyim. Derdimi anlatsam, geçer diyecek herkes. 'Takma kafana' diyecekler. Sanki ben bu acıyı kendim isteyerek tutuyormuşum gibi, sanki bu dert bir kıyafet de üzerimden çıkarıp atabilirmişim gibi. Hiç kimse, insanın kendi zihniyle baş başa kalmasının ne kadar korkunç olduğunu bilmiyor. Düşüncelerim birer dikenli tel gibi sarıyor beynimin etrafını. Her çözüm yolu bir çıkmaza giriyor, her umut ışığı daha karanlık bir tünele giriyor. Anlaşılmamam acının kendisinden daha çok yakıyor canımı. Birinin sadece yanımda durup, hiçbir şey söylemeden omzuma dokunmasına o kadar ihtiyacım var ki... Ama herkes kendi telaşında, herkes kendi gürültüsünde. Ben ise sessizce yok olup gidiyorum.