Ama şimdi biliyorum ki, hepinizin atladığı bir şey var: “Sevgi ve şefkat eli değmeyen zeka ve eğitim beş para etmez." s.262
Kitap baştan sona Charlie Gordon’un gelişim raporlarından oluşuyor.
Ama şimdi biliyorum ki, hepinizin atladığı bir şey var: “Sevgi ve şefkat eli değmeyen zeka ve eğitim beş para etmez." s.262
Kitap baştan sona Charlie Gordon’un gelişim raporlarından oluşuyor.
📌 Uzun zamandır fark ettiğim ama nedenini çözemediğim bir mevzu var, hem günlük hayatımızdaki hem de sosyal medyadaki kişilerde ciddi bir adâb-ı muâşeret sorunu olduğunu düşünüyorum. İnsanların birbirine karşı ne saygısı ne hoşgörüsü kalmış durumda. Bu yersiz saygısızlıklar neden?
Bence bu durumun tek bir sebebi yok; aksine, yavaş yavaş biriken birçok küçük etkenin sonucu gibi görünüyor. Hız çağında yaşıyoruz ve bu hız, insanları düşünmeden konuşmaya, hissetmeden tepki vermeye itiyor. Özellikle sosyal medyada, yüz yüze olmanın getirdiği o doğal sınırlar ortadan kalkınca, insanlar sözlerinin ağırlığını daha az hissediyor. Empati kurmak yerine haklı çıkmaya odaklanan bir dil yaygınlaşıyor.
Bir diğer mesele de tahammül eşiğimizin giderek düşmesi. Farklı fikirlere kulak vermek yerine, onları hemen reddetmeye veya küçümsemeye daha meyilli hale geldik. Oysa adâb-ı muaşeret dediğimiz şey sadece kurallar bütünü değil; aynı zamanda karşımızdakini insan olarak görebilme inceliğidir. Saygı ve hoşgörü, kendiliğinden var olan şeyler değil; bilinçli olarak beslenmesi gereken değerlerdir.
Belki de asıl soru şu olmalı: Biz bu inceliği günlük hayatımızda ne kadar yaşatıyoruz? Çünkü toplumdaki bu saygı eksikliği, biraz da her birimizin küçük ihmal ve kabalıklarının bir yansıması değil mi?