Tuba ️️️️

Tuba ️️️️
@Tuubaaa_
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Kalbin Unuttuğunu Hatırlamak...
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Kemal Sayar'ın Hayat Teselli Bulmaktır adlı eseri, modern dünyanın hızına yetişmeye çalışırken yorulan insanın ruhuna dokunan, sakin ve düşündürücü bir kitap. Deneme türünde kaleme alınan eser, okuru yalnızca okumaya değil; kendi hayatına, ilişkilerine ve değerlerine yeniden bakmaya davet ediyor. Sayar, psikiyatrist kimliğinin sağladığı insan tecrübesini güçlü bir edebî üslupla birleştirerek günlük hayatın içinde çoğu zaman fark etmeden kaybettiğimiz anlamları hatırlatıyor. Kitapta yalnızlık, aidiyet, dostluk, aile, merhamet, umut ve insanın kendisiyle kurduğu ilişki gibi konular ele alınıyor. Yazar, günümüz insanının giderek daha kalabalık fakat daha yalnız hâle geldiğini vurgularken, gerçek mutluluğun ve huzurun samimi ilişkilerde saklı olduğunu dile getiriyor. Bunu yaparken didaktik bir dil kullanmıyor; aksine okurla karşılıklı konuşuyormuş hissi uyandıran sıcak ve içten bir anlatım tercih ediyor. Bu samimiyet, kitabın en güçlü yönlerinden biri olarak öne çıkıyor. Eser boyunca insanın hayat karşısında güçlü görünmeye çalışırken aslında teselliye ne kadar ihtiyaç duyduğu sık sık hatırlatılıyor. Kemal Sayar'a göre teselli, yalnızca zor zamanlarda aranan bir sığınak değil; insanı insan yapan, onu hayata bağlayan önemli bir ihtiyaçtır. Bu nedenle kitap, modern hayatın yıprattığı ruhlara umut veren ve okura kendini daha yakından tanıma fırsatı sunan bir rehber niteliği taşıyor. Hayat Teselli Bulmaktır, akıcı dili, derin düşünceleri ve samimi üslubuyla okurda uzun süre etkisini sürdüren eserlerden biri. Özellikle hayatın koşuşturması içinde biraz durup nefes almak, kendini ve çevresini yeniden anlamlandırmak isteyenler için değerli bir okuma deneyimi sunuyor. Özetle; hayatın yükü paylaşılınca hafifler; insan, insanın kalbinde teselli bulur.
Alıntı
Hayat Teselli BulmaktırM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 20252,813 okunma
Reklam
İki şeyde inkılâp olmaz: Dilde ve musikîde.
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 17:21
• İstanbul Türkçesi, Reyhan Çınar’ın dili yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir medeniyet mirası olarak ele aldığını gösteren kıymetli bir eser. Kitap, İstanbul Türkçesinin zarafetini, ölçüsünü ve inceliğini titizlikle ortaya koyarken; kelimelerin ruhunu, söyleyişin ahengini ve dil terbiyesini okura yeniden hatırlatır. Sade anlatımıyla her seviyeden okura hitap ederken, satır aralarında derin bir kültür bilinci ve dil hassasiyeti taşır. Okuyucuya, doğru ve güzel Türkçe konuşmanın bir ayrıcalık değil, korunması gereken bir sorumluluk olduğunu hissettirir. • Eser, İstanbul Türkçesini yalnızca bir konuşma biçimi olarak değil; bir kültür, zarafet ve dil terbiyesi olarak ele alır. Günlük hayatta giderek kaybolan kelimeleri, deyimleri ve söyleyiş inceliğini hatırlatırken; İstanbul ağzının edebî, nezih ve ölçülü yapısını örneklerle ortaya koyar. Dilin insanın düşüncesini ve ahlâkını yansıttığı fikrinden hareketle, okuru daha özenli ve bilinçli bir Türkçe kullanmaya davet eden sade ama derinlikli bir eserdir. • İstanbul Türkçesi, unutulmaya yüz tutmuş kelimeleri ve ifadeleri yaşatırken, aynı zamanda modern hayatın hızında yitirilen dil inceliğine güçlü bir itirazdır. Reyhan Çınar, eserini nostaljik bir özlemle değil; yaşayan, diri ve aktarılması gereken bir değer olarak sunar. Kitap, okurunu kelimelerle yeniden düşünmeye, konuşurken ve yazarken daha dikkatli olmaya davet eder. Bu yönüyle İstanbul Türkçesi, diline ve kültürüne saygı duyan herkes için başucu niteliğinde, hakkı teslim edilmesi gereken bir eser olarak öne çıkar.
Alıntı
İstanbul TürkçesiReyhan Çınar · Doğan Kitap · 202586 okunma
kalbin üzerinde titreyen hüzün
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 84. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 20:50
️Yûsuf ile Züleyha... Okurunu daha ilk sayfadan itibaren içine çeken bir lirizme sahip. Hikâyeyi zaten bildiğinizi sanıyorsunuz ama Bekiroğlu’nun anlatımıyla birlikte sanki yeni baştan, daha derinden, daha kalpten bir okumaya dönüşüyor. Yazarın dili öylesine şiirsel ki, kimi cümleler sayfanın üzerinde durmuyor, adeta avuçlarınıza dökülüyor. “Aşk bazen susarak büyür,” tadındaki ifadeleri, kitabın temel duygusunu hemen ele veriyor. • Yûsuf’un güzelliği, sabrı ve tevekkülü, masalsı bir gerçeklik içinde usul usul işlenirken; Züleyha’nın aşkı ise zamanla olgunlaşan, kendi ateşiyle pişen bir kalbin hikâyesine dönüşüyor. Züleyha’nın Yûsuf’a duyduğu sevdanın nefsani bir arayıştan, ilahi bir teslimiyete doğru evrilmesi romanın en güçlü taraflarından biri. Yazar, bu dönüşümü öyle incelikli anlatıyor ki, bazen cümleler “Aşk, insanı kendine değil, Rabb'e götüren bir yoldur.” der gibi fısıldıyor. • Eserin en etkileyici yönlerinden biri, Bekiroğlu’nun hikâyeye kendi kadın duyarlılığını ustalıkla katması. Züleyha’nın iç dünyasını okurken bazen kırılgan, bazen güçlü, bazen de arayış içinde bir kadınla karşı karşıya kalıyoruz. Ama her hâlinde gerçek ve insani. Yazar, bu yanıyla klasik bir kıssayı modern okura yeniden soluk aldırır hale getiriyor. • Yûsuf ile Züleyha, sadece bir aşk hikâyesi değil; aşkın insana, insandan Yaradan’a giden yolculuğunu anlatan bir roman. Şiirsel dili, kalbe dokunan sahneleri ve duru hikâye işçiliğiyle, okurun zihninde uzun süre yer eden bir eser. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda şu tat kalıyor: “Aşk, bazen yıllar sonra bile yeniden doğar; çünkü hakiki aşk, zamanın değil, kalbin meselesidir.
Alıntı
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma
Ona herkes Fikri Bey derdi!
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2025 23:15
Fikri Bey; bir patron, genel müdür ve yönetim kurulu başkanıydı. Kendine bir dünya kurmuştu ve bu dünyada herkes ona "Bey" diye hitap ediyordu. İş arkadaşları, eşi, çocukları ve hatta anne-babası bile. Fikri Bey, beybaba, beyoğlum... Hayatı hep "beylik" üzerine kurulmuştu çünkü daha küçük yaşlarda babası ona: - Okuyacaksın, adam gibi mesleğin olacak, hiç kimse bana saygı duymadı. Kimse 'bey' demedi. Bana demediler, sana diyecekler. Bırak bu futbol işlerini doğru düzgün meslek sahibi olmadan gelme karşıma! Senden pek umudum yok ama neyse! demişti. O günden sonra Fikri, ne tam olarak 'bey' olabildi ne de tam olarak bir insan... Ortaokul diplomasındaki bir hata sonucu tekrar gelip derslerini vermesi ve mezun olması gerektiği fark edildi. İşte bu olay onun hayatını değiştirdi. Çocuklar ona, saf sevgiyi ve adının önünde bir ünvan olmadan da insanlara saygı duyulması gerektiğini gösterdiler. Fikri bu okulda yeniden çocukluğuna döndü ve hayatını yeniden inşa etti. İsminin yanından 'bey' kelimesini attı, işinden kovuldu ama yıllardır bir şey paylaşamadığı ailesine, çocuklarına, evine döndü. Sakin sabahların, mutlulukla yapılan kahvaltıların ve hayatın değerini anladı. Öğrendiklerinin yanlış olup olmadığını hiç sorgulamamıştı, şimdi anlıyordu ki çok hata yapmıştı. Ama yaşadığımız sürece hataları düzeltmeye ve yeniden başlamaya imkânımız vardı, değil mi?
Edebiyat
Dünyanın En Önemli ÖğrencisiŞermin Yaşar · Taze Kitap Yayınları · 20241,657 okunma
9/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2024 43. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2024 21:48
İlk öğretmenim... Hepimizin hayatında unutamadığı bir öğretmeni illaki vardır. Bu öğretmen ilk olmasa da kişinin hayatında önemli bir yere ve etkiye sahiptir ki bazı anlarda kendini hatırlatır. İyi ya da kötü... Bana kalırsa ilk öğretmenimiz hiç unutamadığımız, ilk hatırladığımızdır. Bize okumanın, yazmanın, öğrenmenin ne kadar güzel olduğunu tattıran ve bu yolda bize arkadaşlık edip keşfetmemize yardımcı olan kişidir. Cengiz AytmatovCengiz Aytmatov'un bu eserinde de tam olarak bundan bahsediliyor. İlk öğretmenin, öğrencilerine yeni şeyler katabilen ilk öğretmenin çocukların hayatında hangi pencereler açabileceğinden, onların elinden tutup yeni dünyalara açılmalarına yardım edebileceğinden, her koşulda hayallerine ulaşmaları için yanlarında olacaklarından ve kendilerini gerçekleştirecekleri en iyi yere ulaşmaları için çabalayacağından... Öğretmenler için basit ama bir o kadar da önemli bir şey var: öğrenciye değer vermek. Öğrenci olduğu için değil; bir insan, bir can olduğu için. Kendisine değer verildiğini gören çocuk da bir o kadar istekli şekilde hayatına, hayallerine ve geleceğine tutunacaktır. Yeri gelmişken sevgili İhsan Kartoğluİhsan Kartoğlu Hoca'nın bir sözünü analım: - Her şey bir öğretmeni sevmekle başlar.
Edebiyat
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202110,6bin okunma
Reklam