Yine bir sabah dolmuşuna binmiş üzerine düşen görevi yerine getirmek üzere yol alıyordu genç kız. Hayatı sorgulamayı çok severdi masmavi gökyüzüne, intizam timsali yol çizgilerine, dışarıdaki insanların attığı adımların ölçülerine bakarak...
İstediği şeylerin genelinin olmayışı, sıcak yaz havasında buz kesmesine yetiyordu yüreğinin. Dinine inat inceden isyan içeren düşüncelere dalıyordu. Eli, ayağı, ruhu sağlamdı oysa...
Şoförün hemen arkasında oturan bu isyana yatkın genç kızın omzuna değdi bir el...
Parmakları yoktu hemen ardındaki yolcunun; kelimeleri yuvarlayarak, bir kişi uzatır mısınız?, dedi.
O el hüzün sebebi, şükür sebebi...
İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn