Bir Şark Meselesi mevcut; çünkü Orta Asya'dan gelen Türkler, Moğollar Orta Çağlardan beri Doğu Avrupa'yı istila etmişler, oralar da hakimane yerleşmişlerdir. Ehl-i salibin¹ muvaffakiyetsizliği, muhtelif Avrupa hükümetlerinin dâhili teşkilatında duraklama devrinin ortaya çıkması, Kostantiniyye'deki Rum İmparatorluğu'nun uğradığı fetret, on dördüncü asırdan sonra Türklerin batıya doğru muzafferane yürümelerini kolaylaştırmıştı. 1389'da (Hicri 791) Kosova Meydan Muharebesi'nden sonra Sırp Krallığı'nın yıkılması; 1453'te (Hicri 857) Kostantiniyye'nin ele geçirilmesi ile Rum İmparatorluğu'nun ortadan kalkması; 1529'da (Hicri 932) Budapeşte'nin zaptı ile beraber Macar Krallığı'nın yıkılması, işte bunlar, bu muzafferane yürüyüşün başlıca merhalelerini teşkil etmişti. Hatta on altıncı ve on yedinci asırlarda, Habsburgların payitahtı Viyana bile birçok defalar Türklerin hücumuna maruz olmuştu. Fakat Türklerin mesaisi Alp engellerini aşamamış, Macaristan az bir zaman sonra ellerinden çıkmıştı. On yedinci asrın sonunda Avusturya orduları Macaristan'daki Macarları İslam hâkimiyetinden. çıkarıyor, Viyana hükümetinin Cermen vesayeti altına sokuyordu.
İşte bu, Türkler için geri çekilmenin, Avusturyalılar için doğuya doğru ilerlemenin (drang nach osten) ki, bugün zaruri olarak Avusturya siyasetinin esasını teşkil eden temel fikrin başlangıcı idi.
Şark Meselesi'nin tarihi de, Türklerin Avrupa'dan çekilmelerinin tarihidir. Ve bu çekilme de zaruri idi; çünkü Türkler buralarda esaslı hiçbir şey tesis edememişlerdi. Son hadiseler de gösterdi ki, Türklerin vatanperverlikleri sürekli ve devamlılığı olan bir faaliyet şeklinde bir hükümet teşkilatı vücuda getirmeye kadir değil. Hatta şu da denildi: "Türkler dört asır ve hatta daha fazla bir müddet Avrupa'da çadır kurmuşlardır". Bununla