Gökhan zerek

Gökhan zerek
@Tylerdrr
Sadece Yaşıyorum bu kadar
Öğrenci
İstanbul üniversitesi
İstanbul
İstanbul
19 okur puanı
Mayıs 2023 tarihinde katıldı
Falih Rıfkı Atay'ın değerlendirmesi
Anadolu'daki Kemalist hareketi Falih Rıfkı Atay yalın bir biçimde "Faşist Roma, Kemalist Tiran ve kaybolmuş Makedonya" (1931) adlı yapıtında anlatır. Falih Rıfkı sözü edilen kitabına şöyle başlıyor: "1921 Mayıs'ının hemen aynı günlerinde gene bu setler üstünde dolaşıyordum. Mahkeme reisi bir 'Kürt', hapishane kumandanı bir 'Arap', hapishane nöbetçileri Çerkez'di. İstanbul'u hatırladığım zaman Osmanlı Saltanatı'nın hep bu üç köşeli dağılma çerçevesini görüyordum. Büyükada İngiltere'nin, Heybeliada Fransa'nın, Kınalı ada İtalya'nın, Burgaz Adası Amerika'nın elindeydi. Büyük demokrasilerin bıçağı Adana'dan, Antalya'dan, İzmir'den Anadolu'nun yanık yüreğine doğru saplanmıştı. Selçuk ve Osmanlı Devletlerinin tüm başkentlerinde, Konya'da, Bursa'da, Edirne'de, İstanbul'da bir milyar insana hükmeden imparatorlukların ve Cumhuriyetlerin bayrağı dalgalanmaktaydı. Hasburg (Avusturya-Macaristan), Hohenzolern (Alman) ve Osmanlı bayraklarının beyaz teslim bezlerinden hiçbir farkı yoktu. BİR MİLYARA KARŞI TEK BİR ADAM MUSTAFA KEMAL, ERZURUM'UN KERPİÇ BİR ODASINDA SIRMASIZ, RÜTBESİZ, ASKERSİZ VE SİLAHSIZ BİR KUMANDAN. BÜTÜN TÜRKLER ONA BAĞLANMIŞTIK. O, ISTIRAP VE HINÇ DENEN BÜYÜK ENERJİ KAYNAĞININ SIRLARINI BİLEN BİR BAŞ'TI. BOŞUNA AKAN SU GİBİ BOŞUNA AKAN GÖZYAŞI İÇİNDE DE ÖLÇÜLMEZ BİR KUVVET VARDIR. BİZİM SADE İNİLTİSİNİ İŞİTTİĞİMİZ TÜRK RUHLARI'NIN UZAK DERİNLİĞİNDEN GELEN 'HAYIR' SESİNİ, YALNIZ 'O' DUYMUŞTUR."
Tarih
Reklam
KEMALİST DEYİMİ NEREDEN ÇIKTI?
1919-1922 yılları arasında gerçekleşen Anadolu İhtilali, iki ayrı düşmana karşı verilen iki ayrı savaşla gerçekleştirilmiştir. Bir yanda bütün dünyanın o günkü emperyalist güçleri (İngiltere, Fransa, İtalya ve onların yönlendirip desteklediği Yunanistan), öte yanda da İstanbul'da padişahın başkanlığındaki Osmanlı Devleti. "Kemalist", işte bu antiemperyalist savaş döneminde oluşmuş bir deyimdir. Bu deyimi İngiltere, Fransa, İtalya, Amerika ve tüm dünyanın siyasal askeri güçleri ve bu ülkelerin basını oluşturmuştur. İngiltere, Fransa, İtalya, Amerika ve tüm dünyanın siyasal ve askeri güçleri ve bu ülkelerin basını, Anadolu'da Mustafa Kemal komutasında savaşan Türk ordusunu ve Mustafa Kemal'in yanında yer alan bir avuç yurtseveri "Kemalist" olarak adlandırmıştır . "Kemalist" deyimini TBMM Hükümeti'nin resmi bir belgesi ya da Meclisin özel düşünce ortamları oluşturmamıştır . Tersine yukarıda da belirtildiği gibi bu terim, batı dünyasının siyasal güçleri tarafından ve yoğun olarak batıdaki basın organları tarafından kullanılmıştır. Bu deyimi, Avrupa basını gibi İstanbul'daki mütareke basını da kullanmıştır. Anadolu'daki bu hareket o günün büyük siyasal gücü İngiltere'nin kayıtlarında da "Kemalist" hareket olarak geçmektedir. Örneğin, ingiltere'nin İstanbul'daki yüksek komiseri H. Rumbold, 9 Şubat 1920 tarihinde Londra'ya gönderdiği telgrafında "İSTANBUL KEMALİST SEMPATİZANLARIYLA DOPDOLU." diyordu. Rumbold o günlerde Padişahla yaptığı görüşmeden sonra yazdığı notta şunları söylüyor: "Sultan, Anadolu'nun Kemalistlerin yürüyüşlerine müsait olmayacak bir şekilde boşaltılmasını rica etti Ryan'a gönderdiği bir haberci vasıtasıyla ayrı ricayı 10 Nisan'da da tekrar etti. İşgal edilen topraklar merkezi hükümete teslim edilmelidir. Aksi takdirde Kemalistlerin etkisi fevkalade
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Kitap incelemesi
Puan vermedi·192 syf.··
2024 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2024 11:54
Paris Üniversitesi öğretim üyelerinden Paul Hourie tarafından Balkan Savaşla n'nın hemen ardından kaleme alınan ve Tüccarzade İbrahim Hilmi tarafından Osmanlı Türkçesine çevrilen bu eser, Osmanlı İmparatorluğu'nun Şark Meselesi kapsamında adım adım nasıl parçalanmaya doğru gittiğini ele alan orijinal bir kaynak niteliğindedir . Kesinlikle Balkan buhranı için okumanızı tavsiye ederim.
Tarih
Türkiye Nasıl Paylaşıldı?Paul Hourie · DBY Yayınları · 20168 okunma
Türkiye'nin Tehdit Edilmesi
1770'te Rusların İsmail Kalesi ve Çeşme'de güçlü zaferler kazanmaları üzerine Şark Meselesi açılmıştı. Fakat Türkler için asıl tehlike, Avusturyalılar'dan gelecek zannedilmişti . Avusturya hükümeti, Türklerden yalnız Macaristan'ı almakla yetinmemiş, fütuhatını Belgrad'a kadar ilerletmişti. 1718'de Eflak'taki Ulahlar, Bosna ve Sırbistan'ın bütün Sırpları Avusturya idaresine geçmişti. Artık aşağı Tuna yolları, Selanik kapısı açılmıştı. Fakat Habsburg hanedanı bunları korumanın yolunu bilememişti . Bu durumdan en çok Rusya istifade etmişti. 1768'de ufak bir hudut hadisesi Osmanlı Devleti-Rusya Harbi'ne sebebiyet vermiş, Rusların muzafferiyeti ilk defa olmak üzere Türklerin mevcudiyetini tehlikeye düşürmüştü. Rus ordusu Tuna'daki Romen eyaletleri işgal ediyordu. Rus donanması Çeşme Limanı'nda Türk donanmasını yakacak, daha sonra, İstanbul'u almaktan başka bir şey kalmayacaktı (1770). Rusların aşağı Tuna'da bulunmaları ve İstanbul'un Rus hakimiyetine maruz kalma tehlikesi Avusturya'yı endişelendirecek bir vaziyetti . Bunun üzerine Maria Theresia derhal Rusya'ya karşı Türklerle uyuşmuş, Ruslara Kaynarca Muahedesi'ni akdettirmişti. Artık Rusya'nın fütuhatından eser kalmamıştı...
Sayfa 30·Kitabı okudu
Tarih
Rusya hükümeti, Büyük Petro zamanından beri, daima açık deniz siyasetini takip etmiştir. Baltık Denizi'nde olduğu gibi, Karadeniz'de de evvela bir pencere, sonra bir cephe istemişti. Fakat Baltık ile Karadeniz kapalı denizlerden idi. Rusya için Akdeniz'e bir kapı lazımdı. Bu kapı niçin Bâb-ı Ali - İstanbul olmasın? Türkiye işlerine müdahale için Rusya'nın pek mükemmel bahaneleri vardı: Din! Vaktiyle Polonya'da olduğu gibi, şimdi de zât-ı şahâne (Osmanlı padişahının) 1771'de tasdik ettiği temsil hakkından istifade ederek Osmanlı Devleti'nde ki Rum Ortodoks ahaliyi şiddetli bir şekilde "himaye etmek" yeterli idi. Balkan Hıristiyanlarından büyük kısmı ile paydaş cinsi, hemen hepsi ile paydaş dini vardı. Muahedesiz tasdik edilmiş olan bu hukuk, Rusya'ya manevi bir nüfuz, resmi bir himaye vaziyeti bahşediyordu ; Rusya bu nüfuzunu birçok zamanlar, Boğazlar hakkındaki ihtiraskarane emellerine esas kabul etmişti.
Alıntı
Reklam