Tyler Durden

Bütün bunların anlamı şudur ki, o zaman imparatorluğun kuşkusuz en nüfuzlu askeri ve siyasi kişisi durumuna gelen Selim Giray, kendisinden sonra gelenlerin körü körüne ve uğursuz bir şekilde yapacakları gibi, durumdan yararlanarak bağımsızlık yoluna sapacak yerde, Osmanlılada hanlık arasındaki alınyazısı birliğini kavramış bir devlet adamı sıfatıyla, imparatorluğun yardımına koşmayı bir görev sayıyordu. Devlet, tarihinin bu en sıkıntılı anında "alicenab gazi hanoğlu han"ı bir kurtarıcı gibi karşıladı. En yüksek saygıyı göstermek için, hassa kapucu-başılarından biri, Rumeli payesi verilerek kendisini getirmeye gönderildi ve Vezir Arab Receb Paşa konakcı olarak atandı. O zamana kadar hiçbir han bu şekilde çağınlmadığından hanın bazı adamları bu çağrıya uymasını doğru bulmadılar.
Sayfa 230·Kitabı okudu
Reklam
1521-1544 yılları arasında yılda 90.000 200.000 kilo olan gümüş üretimi, Guanaxuato ve Potosi madenlerinin keşfinden sonra 1545- 1560 arasında 311.000-600.000 kiloya yükseldi ve 17. yüzyılda ortalama yıllık üretim 300.000- 400.000 kilo arasında kaldı. 1520-1620 yılları arasında bir yüzyıl içinde gümüş üretimi b eş misline çıkmıştır. Altın üretimi daha az, 1/6 nispet inde artmıştır. Son defa Amerikalı iktisat tarihçisi Earl J. Hamilton'un (1934) hesaplarına göre6 1503-1660 yılları arasında Amerika'dan, İspanya'da Sevilla'ya 181 ton altın ve 17.000 ton gümüş gelmiştir. Avrupa pazarlarının değerli madeniere boğulması, iki misline varan bir fiyat art ışına sebep olmuştur. Fiyatlar Devrimi denilen bu hareket, bazı tarihçilere göre tüm Avrupa'da ve Osmanlı İmparatorluğu'nda birtakım derin ekonomik-sosyal hareketlere yol açmış, büyük ihracatı dolayısıyla Batı'ya bağımlı olan Osmanlı İmparatorluğu'nda para hareketleri, Avrupa'daki bu gelişimin kuvvetle etkisi altında kalmıştı.
Sayfa 8·Kitabı okudu

Tyler Durden

, bir kitap okudu
Puan vermedi·480 syf.·
2025 22. kitabı
Halil İnalcık
9.1/10 · 893 okunma
Peki, ama egemenlik nedir? Yasa yapma gücüdür diyorlar. Bir başka abeslik, despotizmin yeniden hortlaması bu da... Halk, kralların buyruklarını şu formülle çıkardıklarına çok zaman şahit oldu: Filanca arzumu buyurdum. Sırası geldiğinde halk da yasa yapmanın zevkine varmak istedi. Elli yıldır, tabii yine temsilcileri vasıtasıyla binlerce yasa da çıkardı. Eğlencesinin sonu gelmişe de benzemiyor.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Roma’nın lüksü ve hazları fetihlerinin karşılığıdır, onlardan feragat edemez, yoksun da koymaz kendini.” Böylece Roma, hem hukuka hem gerçeğe sahip oluyordu. Roma’nın iddiaları, içeride görenekler, dışarıda da hukuk tarafından meşrulaştırılmaktaydı. Dinde putperestlik, devlette kölelik, özel hayatta hazcılık Roma’nm kuramlarının temelini oluşturuyordu. Bunlara dokunmak toplumu temelinden sarsmak, modern ifadelerle söylersek devrimlerin yolunu açmak demekti. Ve bu kimsenin aklına gelmiyordu; insanlık da kan ve lüks içinde can veriyordu.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Reklam