Oysa açıklandığı gibi bu insanlar makam sahibi olmadığı için, kendilerini üstün görmek istemeleri insanların öfkelenmelerine yol açar ve böylece insanların iyiliklerinden hiçbir pay elde edemezler. Sonuçta, kendinden üstün durumdakilere boyun eğmedikleri ve yalakalık yapmadıkları için makam sahibi olamadıkları gibi, üstünlük taslamak suretiyle diğer insanları da öfkelendirdikleri için, geçimleri zorlaşır, fakirlik ve zaruret içine düşerler veya biraz daha iyi durumda olurlar. Ancak servet sahibi olamazlar.
Bu yüzden insanlar arasında "marifette kemale eren, (dünyevi) nasipten mahrum
olur" sözü meşhur olmuştur. Bunun anlamı, birinin marifette (kemal derecesinde) rızıkIanmış olması, nasipleneceği (dünyevi) payın yerine hesap edilir ve böylece dünyevi payı
kesilir. "Bir şey için yaratılmış olunana, o şey kolaylaştırılır." Her şeyi takdir eden Allah'tır
ve O'ndan başka Rab yoktur.
Bu kişilikte olanlar nedeniyle, devlet makamlarının çoğuna düşük seviyeli kimseler gelirken, yüksek seviyeli kimseler de bu makamlardan inerler. Bunun sebebi, devlet üstünlük ve hakimiyette en ileri noktaya ulaştığında, yönetim sadece hükümdarlık hanedanının eline geçer ve diğerleri yönetime ortak olmaktan ümidini keserler. Bu yüzden hanedanlığın dışındaki insanlar, hükümdarın hakimiyeti altında ve sanki onun köleleriymiş gibi, diğer makamlara gelmek için çalışırlar.