Umut

İnsanın durumu budur, bir amacın arkasında dolaşır, fakat meydana gelmesine en fazla umutlu olduğu zaman yaklaşmasından çekinmeye başlar.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünyanın ne türlü bir üzüntü kapısı olduğu bilinir. İnsanın ne kadar zayıf bir yaratık olduğunu da anlatmaya gerek yok. Ali Bey'in erdemini, terbiyesini, uğradığı endişeyi ise yukarıda tarif etmiştik. Şimdi bir kez kendinizi onun yerine koyunuz! Bir de bir kez olsun endişeden dolayı uykusuz kalınız! (O utanılacak hayalleri bir tarafa bırakalım.) Madenden altın yapma sanatını bilmek, kimya yapmak, dünyayı kendi düşüncenize uydurmak için büyük bir güce sahip olmak, define bulmak, bir yerde sultan olmak gibi ne kadar boş şeyler ve hayaller varsa hepsine gidecek bir yol ararsınız. Sonunda yine acziniz görünür. Gönül, ölümden başka bir şey arzu etmemeye başlar. İnsan yatağının yorganına, çarşafına bakar da kefenden, topraktan bir farkını göremez. Sonunda kendini yok etmek ister, ama ona da kıyamaz. Çaresiz işin sonunu beklemeye karar verir, değil mi? Ali Bey'in durumu da bu düşüncenin aynısıydı
Sayfa 21·Kitabı okudu
Bilmem gecenin durumuna hiç dikkat buyurulmuş mudur? Bir kere yeryüzüne o karanlık çöker, bir kere odanın kapısı, penceresi kapanır da yalnızlığın vahşeti düşünceyi ve kalbi istila etti mi dünya ile yokluğun hiç farkı kalmaz. Ne tarafa bakılsa göz hiçbir şeyi görmez, ses işitilmez, dostlar ve yabancılar görünmez. İnsan uykuya dalabilirse Beliğ'in "Nakd-i can ile bu âlemden ucuz kurtuldum" sözünü tekrar ederek mezara girenler kadar mutludur. Olsa olsa rüya görür. Rüya ise ne kadar eziyetli olursa olsun sonunda bir iki saat sürer. İnsan uykuya dalamazsa doğal olarak -belki zorunludur- nefsini, benliğini gönlünün içinde saklanmış bilir. Beden, ruha bir mezar olur. Kabir azabının her türlüsü ortaya çıkmaya başlar. Acaba öyle bir durumda akıldan ne hülyalar geçmez! Acaba öyle uykusuzluk âleminde, her düşündüğünü gerçekleştirmek nerede kalır? Mezara girdiği zaman bunları sorgu meleklerine kendi iradesiyle söylemek isteyen kimse var mıdır? Acaba insanın içini dışına çevirseler, vicdanıyla yalnız kaldığı zamanlar, kurduğu hayallerden çok daha iğrenç mi görünür gözüne? Bu üzüntü dünyasında kim vardır ki bir gece yalnız kalsın, bir endişeden dolayı uykusunu kaybetsin de o durumda cihani, nefsini, hareketlerini, geçmişte yaptıklarını düşündüğünde milletimizin en büyük edibi, en büyük bilgesi olan bir kişiyi muhatap alarak "Heyhat!.. Sözün tamamen doğruymuş. 'Âleme geldiğime ben de pişman oldum' demesin!
Sayfa 21·Kitabı okudu
İnsan bir garip hayvandır, her şeye alışır, her alışmadığı şeyden korkar. Hatta bazen o kadar korkar ki, ölümü örneğin dünyada en çok fanilikle bilinen ikbalden ayrılmaya bile tercih eder. (Kuvvetle olasıdır, ölüm korkusunun bütün insanlığı kapsaması da ölümün bir kişiye bir kez gelmesi bakımından alışkanlığa olanak vermemesindendir.)
Sayfa 17·Kitabı okudu
İnsan her adımını mezardan uzaklaştırmak için atar, yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır. (Nitekim her nefesini hayatını uzatmak için alır. Yine her nefeste hayatından bir nefeslik zaman azalır.)
Sayfa 15·Kitabı okudu