Umut

Fakat onu öldüren, herkesten çok kendisinin kötülüğüydü. Kendine saygı duyamamak kadar ona acı çektiren hal yoktu. Kendinden korktuğu, ruhunun karanlığından bir tiksinti duyduğu zamanlar, "Ah, ne iğrenç bir muammayım!" diyerek kendindeki bu iki ruhu, bu bazen hep mavi ve saf, fakat çoğu zaman böyle kana bulanmış, murdar ruhları düşünür, daimi bir ses olmak üzere içinden kendine "Canavar!" diye hitap eden bir vicdan bulurdu. Etrafında hep çirkinlikler, hayvanlıklar gormesi, bunları kendinde bulmak kadar onu öldürmüyordu. Kendi o kadar yüceliklere tutkun olduğu halde bu kötülüklerden arınmazsa başkaları ne olur, diye düşünerek kendinden kaçmak ister; masumiyet hayvanlıkla zincirlenmiş gibi onda daima boguşurlar, hiçbir zaman yapmadan evvel, yaparken ve hele sonra ateşler içinde yanmadan başkalarının kendiliğinden yaptıkları basit kötülükleri bile yapamazdı.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünyada huzur ve rahatın hep düşüncelerden doğduğunu görüp kendini üzen şeylerin de hep kendi muhayyilesinin, kendi tercihlerinin icatları olduğunu düşünerek kendine, ruhuna karşı bir şey yapamadığından, kendini iyileştirmek için bir çare bulamadığından deliren bir öfke ve kızgınlık hissediyordu. Evvela birden uçmak için gökyüzünü yeterli bulmayan bir şiir ve hayal, bir yüce istek, bir masum arzuyla boğulur, o zaman bir hiç için canını verecek hale gelirdi. Fakat sonra yine o hiçlerden biriyle bütün uçma isteği yaralanır, bütün çözümlemeleri, her şiiri bir yara yapan irdeleme hali uyanır, hayatın, dünyanın, insanların, ruh ve kalbin ne olduğunu soğukkanlı, kendine karşı bile düşmanca, bir şiir zerresine yenilmeyerek, arzularının ne iğrenç, emellerinin ne gülünç, başarılarının ne miskin, bütün saadetlerin, neşelerin ne kadar süslü olurlarsa olsunlar ne kirli olduğunu düşünmekten dolayı bıkkınlık ve ümitsizlikle yıkılır, sisli, küflü kalırdı. Ah, ara sıra ruhunu heyecanla titreten o şiir ve saflık meyli daimi olsaydı... Herkes gibi o da hayatı sade, ilk renkli masum gözlerle görseydi... Hayat onu kollarının arasına alıp tırnakları, dişleriyle parçalayarak bu hale getirmemiş olsaydı...
Sayfa 57·Kitabı okudu
Onun şimdi terk etmek istemediği hayat, bir çölden başka neydi? Gölgesiz, susuz, vahasız, hatta serapsız bir çöl... Evet, hatta serapsız... Bununla beraber bazen en ehemmiyetsiz tebessümler, hatta kendine ait olmayan bakışlar bile ona bir şiir coşkusu verir, canını verme ihtiyaçlarıyla inletirdi. "Ah çelişki, çelişki... İnsan değilim, denklemim..." diyordu.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Ah insanlar, şu insan kalbi... Yüz bin manalı bir muamma... İçinden çıkmak mümkün değil...
Sayfa 44·Kitabı okudu
Beyoğlu tiyatrosunun seyyar aktrisleri... Hepsi öyledir. Asıl hayatlarını oyuncular gibi unutmuşlardır. Onların ruhlarını arayacağınıza kutup keşfine çıksanız daha hayırlı olur. Bilir misin, nefis kadınlar hangileridir? Temiz ruhlular!
Sayfa 43·Kitabı okudu