İnsanı cemiyet yaratır. Hangi cemiyet? İnsan cemiyetle tam bir uyum hâlinde olduğu zaman tarihi yoktur; doğar, yaşar, ölür. Tarihi yaratan, fertle kalabalık arasındaki anlaşmazlık... Fert cemiyetle kaynaştığı zaman tarihi yoktur...
Her büyük adam, kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır. Zira o, yarınki veya dünkü veya ötelerdeki bir cemiyetin çocuğu, kendi cemiyetinin değil... Kaderimizi çizen cemiyet; fakat ona ırzımızı teslim ettiğimiz anda erimişizdir, denizdeki herhangi bir dalgayız.
Şahsiyet, görünen cemiyet içinde görünmeyen cemiyeti seçip, tahtını onun bağrında kurmakla fethedilir. Her şahsiyet bir kopuş, bir olmayana, bir olacağa bağlanıştır...
Bir ebeveynin gözüyle bakınca da, yaşlı bir adamın gözleriyle bakınca da, güzel bir kadın güzeldir. Ve güzelliğin insanın kalbini yatıştırmak gibi bir gücü vardır, bu güce mağlup olmaktan babalar bile, ihtiyarlar bile kurtulamaz.
Çarkların dönüşü görülse bile makinenin ne yaptığını anlamak mümkün olmayabilir. Sürekli olarak kendinden daha büyük ve güçlü canlıların tehdidinden kaçmak zorunda olan kimi böcekler, mimicry yeteneğine sahiptir. Kadınlar ise yalan söyler.