İbranice ve siyonizm, birbirini destekleyen ve besleyen iki unsurdur. Eğer ulus olarak dirilecek ve anavatana döneceksek İbranice konuşup yazabilmek zorundayız.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın, ülkeyi içine yuvarlandığı çıkmazdan ve bataktan kurtarabilme adına, son sürat Batılılaşma projesini sahneye sürmesi ise, Suudi Arabistan'ın parçalara ayrılma sürecini hızlandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Din adamlarının, insan hakkı savunucularının, itidal tavsiye eden kanaat önderlerinin tutuklandığı veya ortadan kaldırıldığı bir ülkenin, sadece kadınlara kamusal alanda özgürlük vererek, şarkı-türkü gibi eğlencelere konan yasakları kaldırarak, sahillerine turistik resortlar açarak yıkımdan kendisini kurtarabilmesi mümkün değildir. Üzerine bastığı zemin kaybolan, halkına ve çevresine aktaracak düşünsel ve ideolojik derinliği kalmayan, üstüne üstlük bir de kendi içinde dünyevileşmeyi körükleyen bir ülkenin ömrünün kısalması ise tarihte çokça rastlanan bir hadisedir.
Selefi-cihadi hareketlerin en büyük zaafı, tıpkı Suudi Arabistan tarihindeki İhvan tecrübesinde olduğu gibi iyi savaşmaları ama barış zamanları için uygulanabilir ve sürdürülebilir sosyal, ekonomik ve siyasal projelerinin bulunmamasıydı.
Arap (ve İslâm) dünyası, İsrail'le çatışma ve gerilim dolu 70 yılı geride bıraktı. Ortak savaş veya ortak barış vizyonundan yoksun, herkesin kendi menfaatlerini öncelediği, her ülkenin kendini kurtarmaya çalıştığı, günümüzün paramparça İslâm dünyasındaki bu karmaşa, İsrail'in ömrünün uzamasındaki en büyük etkendir.
Yakın ve uzak tarihin verdiği bütün derslerin ışığında şunu söylemek de yanlış olmaz: "Ne tam savaş ne tam barış" durumu, Arap (ve İslâm) dünyasının İsrail karşısında aldığı ve almaya devam ettiği yenilgilerin ana sebebidir.