İki milis bir Yunan makineli tüfeğini ele geçirmişlerdi. Yakaladıkları bir Yunan askerini yumrukluyorlar:
- Öğretsene ulan bize bu meretin nasıl kullanıldığını, diye bağırıyorlardı. Öğret kafirin dölü!
Remzi derin bir soluk aldı. Bir anda içinde bulunduğu gerçeği unutmuş gibiydi:
- Erzurum çok daha uzak, diye fısıldadı, çok daha uzak! Bizim Sarı Paşa'mız!.. O olsa yanımızda tufeklerimiz başka türlü patlardı! Doğru söylüyorsun Yüzbaşım; gücüne inananlar diretir. Gücüne inanmayanlar ise saman alevi gibidir; yanar ve hemen söner. Mustafa Kemal Paşa gücüne inanmış kişiydi. Yılmak nedir bilmezdi O... Ayrıca yılmamayı, güçlülüğü, inancı aşılardı etrafına...
Subay hırsla tüfeğinin tetiğini çekti. Önünde yığılıp kalan cansız bedenlere içi titreyerek baktı:
- Sonu bu, dedi, öleceğiz!.. Kaçmaktan iyidir!.. Elbet bir gün gelecek direnmenin faydasını göreceğiz. İnanıyorum! Sen başka türlü mü düşünüyorsun yabancı?
- Evet, dedi Remzi, salt ölüm bir fayda sağlamaz!.. Yunanlılar ölülerimizi çiğneyeceği yerde, dirilerimizle, inanmışlarla çarpışmalı. Bir kişinin, beş kişinin inanmışlığı neye yarar?
Yüzbaşı bu sefer arka arkaya tüfeğini üç kere ateşledi:
- Mustafa Kemal'i tanıyor musun diye bağırdı, Mustafa Kemal'i tanıyor musun?
- Tanıyorum!.. O'nu çok iyi tanırım ben!
- Erzurum’a geçecekmiş!.. Bir kongre toplayacakmış; Vatanın kurtulması için! Senin dediklerin o zaman olacak işte. Gücüne güven, Gayret Remzi!
- Albayım, dedi, bu işi ben hallederim. Beni asi bir Binbaşı olarak ilan edin. Sözünüzü dinlemedim, subaylarımla birlikte askerlikten istifa ettim, Kuvvayi Milliye Kumandanı olup bütün millicilerle Aydın'a yürüdüm. Böyle duyurursanız durumu, size kimse bir şey yapamaz, hükümetin de itilaf devletleriyle başı derde girmez böylelikle.
- Ben tam dört göç yaptım, dedi ihtiyar, dört göç! Balkanlardan buraya kadar. Ay yıldız neredeyse ben oradaydım. Yaşayamam başka yerde. Bundan sonra nereye gidilir acaba?