youtu.be/grEUmgULuDA
Benim için çok önemli ve özel bir isim olan, bütün eserlerini okuduğum Kırımlı yazar 1000yazar.com/yazar/Cengiz-Dagci yı anlatmaya çalıştım.
1919'da Kırım'ın Gurzuf kasabasında doğan Dağcı, Kırım Türk'üdür. İkinci Dünya Savaşında silah altına alınan milyonlarca Sovyet vatandaşından biridir. Almanlara esir düşer ve esir kamplarında kalır. 18 Mayıs 1844'te büyük Kırım sürgünü olur, halkı sürülür. Geri dönemez ve savaşın ardından 1946'da mülteci olarak İngiltere'ye yerleşir. Orada bir yandan çalışır bir yandan elinden alınan vatanı ve Kırımlıların sesi olmak için yazar. Bütün eserleri Türkiye'de yayınlanır. Tıpkı halkı gibi acılar, hasret ve gurbet dolu bir ömrü olur. Türk edebiyatına çok değerli romanlar kazandırır. 2011'de vefat eder. Ömrü boyunca ayrılışından itibaren ne Kırım'ı ne de bir kez bile Türkiye'yi görebilir. Ancak naaşı Kırım'a getirilir ve burada defnedilir.
- Bunlar insan değil, hayvan monşer. Hiçbir yabancı lisan bilmezler, kendi dillerini bile konuşamazlar, öküz yerine boyunduruk altına girip çift sürerler. Köpekler gibi çiftleşir, karılarını her yıl gebe bırakırlar, inlerde yatıp, bir baş soğanla karınlarını doyururlar, sonra da insan sayılırlar. Özgürlükmüş, millî anlaşmaymış, millî sınırmış!.. Mustafa Kemal Padişahımıza bunlar için mi isyan edip karşı koyuyor? Ben bunlar için tırnağımı bile kesmem monşer! Söylesene ulan, nereye gidiyorsun?
Ali, dişlerinin gıcırdadığını belli etmemek için dilini ısırdı, boynunu büktü, hem İngiliz'i, hem de tatlı su frenklerini etekledi:
- Köyümüze gideriz beyim, dedi, kusurumuz affola! Vapur kalkarmış Sirkeci'den!
- Ne söylesem faydasız, dedi, senin bu kafan almaz bunları. Biz, Türk'üz diyememenin, Osmanlıyız diyip işin içinden sıyrılmaya çalışmanın acısını çektik yıllarca. Öte tarafta Arnavut'u, Sırp'ı, Yunan'ı, Arap'ı, bilmem nesi rahat rahat kendi milletinin adını söyledi, özgürlük istedi. Anadolu'yu unutup da gözümüzü başka yerlere diktik. Orası boş ve sahipsiz kaldı. Hükümet, Saray hep aldı, vermesini bir türlü bilmedi. Bu yüzden hâlâ gerektiği gibi yerleşemedik kendi toprağımıza. İşte bizim derdimiz bu. Bunun çilesini çekiyoruz şimdi.