Sahip olduğu dünyalıklarla müftehir olan insan , dünyevileştikçe siyasette Firavun , iktisatta Kårün , ilimde Belam sûretleri icad eder . Her şeyi yaratan Allah Azze ve Celle'yi bırakıp yaratanlara kul olur ; aklı karışır , ruhu sarhoş olur , fânî olanı bâkî gibi görür ; diliyle ikrar etse de haliyle cennete dönme idealinden vazgeçer , nefsini şehvet cennetinde yaşatma iradesine râm olur .
İnsan ; cennetten dünyaya düşen , Peygamberlerin imametinde dünyadan tekrar cennete dönme cehdi içinde terleyen ya da nereden geldiğini bilemediğinden dolayı nereye gideceğinden de habersiz yaşayan varlığın adıdır .
Belki de Allah Rasûlü yaşadığımız bu asrı gördüğünden " İman etmedikçe cennete giremezsiniz ; birbirinizi sevmedikçe kâmil bir imana sahip olamazsınız . Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi ? Aranızda selamı yayınız!" buyurmuştu.
Ankara'da nizâmiyeden ayrıldım , eve gidiyordum . Bir apartman mescidinden çıkan cübbeli , sarıklı insanları görünce bir anda öfke beynime sıçradı . Bana doğru gelen bir sarıklıya omuz vuracak şekilde hızlı adımlarla ilerlerken sarıklı, birkaç adım kala es - Selamu Aleyküm ve Rahme tullah ' dedi . Selam tuttu beni ; bir anda öfke sükunete , nefret muhabbete döndü.