Müslüman, oruçla imsaktan gün batımına kadar bir irade eğitimine girer. İmkan âleminde sûrette "var" olanların, hakikatte "yok" olduğu şuuruna erer. Tıpkı yap bir takım mallara sahip olan, onlarla ittihar eden, ölüm meleği gelince de hepsini geride bırakıp sefere çıkan Müslüman için nasıl dünya varken yok hükmündeyse, oruçlu bir Müslüman için de mal aynı hükümdedir. Oruç ölmeden önce ölmektir
Oruç bayramla ayrılırken Müslümanın önüne şöyle bir sonuç koyar. "Senin olan su bile gerçekte senin değildir. Allah'ımin müsaadesi olmadan onu içmen 'keffâreti' mucip bir cürümse, başkasının suyunu, yemeğini gasp etmek ya da helâline bakmak nasıl büyük bir suça irtikâb etmek olur, bir düşün?"