Hayalden başka hafifleticisi olmayan ev içleri. İnsanı uzaklara düşüren darlık. Ancak yıldızlarla genişleyen bir bozkır köyü. Ara sokaklara kısılmış hayatların derin küçük taşra kenti. Sevginin sevgisizlikten ağır olduğu ilgiler.
Bugünü olmayan insanı, yarından başka ne ayakta tutabilir ki? Yoksa biz hepimiz, ilk zorluğun zehriyle bütün bir hayatı kötürüm ederdik. Bize söylenen ilk yalanda biterdi insan. İlk gözyaşı ölüme kadar yıkardı dünyayı. İlk sevgiden öteye gidemezdi kalbimiz. Tanık olduğumuz ilk ölümden sonra göğüs kafesimizde bir tabutla varırdık mezarlığa.