Ne düşünüyorlar biliyormusun fırtınalı bir deryanın ortasında ki deniz feneri zan ediyor, sarıyorlar: dine, yöneticiye politikacı din adamına kutsal saydıkları ve onları aşağılayan tanrılarına umut ediyorlar ve düşündükleri tek şey yaşamak öyle bir yaşam sevgisi ki yıllarca acı çektiklerini yaşamlarını öbür dünya saçmalığı ile birleştirip sonsuz bir yaşam istiyorlar çok değerli mazoşistlerimiz.
Bu dünyada hakaret, taciz, tecavuz, kıyım, linç, küfür, ahlaksız namussuz olarak nitelendirdikleri kadını ödül olarak gören bir çok ahmak insandan bahsediyorum. Ve bu yaşamlarında yasak kılınan diğerinde ödül olarak onları soyut bir uyuşturucu ile uyuşturan vaatlerine.
Ey tiryaki-i hayat senin amacın ne ne zamana kadar yaşamayı düşünüyorsun
Pirtûka Hz oğur.
Aslında asl olan ne istediğini bilmektir. Bilmediğin bilemediğin bir şeyi istemek ne kadar tutarlı ve mantıklı olabilir ki. Hem psikolojik olarak hemde sosyolojik olarak isteme bir ve elde etme bir arz talep ilişkisini doğurur ve buda gereksinim duyulan şeylerin karşılanmasını sağlamaktadır.
Cinsiyet rolleri ve bu rollerin yanlış tanımları buna bağlı olarak toplumda bir kült haline gelen absürt söylemler ezilenin ve sömürülen bir diğer varlık olarak cinsiyet kaybı ve bunun bir diğer etkisi toplumsal cinsiyettir ki Katl edilen bir diğer olgudur var olan içi boş yeni kavramlardır
Hz. Oğur
Gel bir türkü yakalım kimsesiz ve babasız ve anasız ve kız kardeşten yoksun ve erkek kardeşten yoksun ve çorapsız olsun dikene değsin ayaklarımız acısın ve hatta kanasın suya hasret toprak kana doysun belki çiçek ekemedik ama umut dolu kan ektik belki ayaklarımızın kanı yeni umutların ışığı olur... Işıklar bugün pencerene dolsun şafak bir sana söksün yüreğinden öperim yalnızlığım 🍂
Pirtûka Hz oğur rûpela bi xem.