Uğur Toptaş

Uğur Toptaş
@Ugurtpts
Samsun
39 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Naciyem, ruhum, efendim...
Puan vermedi·311 syf.··
2025 104. kitabı
Kuşatma altında, ölümü hissettiğinde dahi düşündüğü tek şey Naciye’si ve çocuklarının nafakası. 41 yıllık ömründe sayısız savaş vardır. Yenilmek nedir bilmeyen adamın bunca hengamenin içinde eşine yazdığı duygu dolu mektuplara şaşırıyor insan. Naciye Sultan’ı tabiri caiz ise taparcasına sevmiş. Şu mektupları, şu samimiyeti hissedip de ona “Alman hayranı, vatan haini” gibi yakıştırmalar yapanlara diyecek söz yok. Hayatını ve sevdiklerini; inandığı davaya baş koyarak kaybeden adama sadece rahmet okunur…
Alıntı
Enver Paşa'nın SultanıMelike İlgün · Alfa Yayıncılık · 201176 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·408 syf.··
2025 102. kitabı
15 Mart 1921'de kalleşçe şehit edilip, seyyar mahkemelerle Taşnak ve Hınçak avanesini derhal serbest bırakanların çarpıtarak yazdığı bir kitap. Ama bazı noktalar konusunda gerçekçiliği var. Mesela yazar; Cumhuriyet rejiminin ilk Talat Bey tarafından dillendirildiği, onların yalanıyla soykırım olan onurlu bir tehcir kararı ile Türkiye gibi bir devletin mimarı olduğunu da kabul ediyor. Talat Paşa'nın kişiliğini ise anlatırken maalesef yalana başvuramıyor. Çünkü kişisel ahlakına düşmanlarının bile saygı duyduğu bir adam Talat Paşa. Sözde soykırım meselesini ise hiç bir nesnel belgeye dayandırmadan, Rus ve İngiliz kaynaklarının yalan evrakları üzerinden değerlendirerek, katledilen Türk insanını görmezden geliyor. Kitap; Avrupa'da propaganda etkisi yapması için, Ermeni lobileri tarafından neredeyse bedavaya dağıtılıyor. Bu kadar yalanı Taşnak ve Hınçak denilen çeteci terör örgütlerinden bile beklemezdim. 13 milyon nüfuslu Osmanlı Devleti'nde; sadece Doğu Anadolu'da 2,5 milyon ermeninin katledildiği(!) gibi bir yalanı ispat etmek için bolca ikileme düşülmüş. Aslında yazarın söylemek isteyip de söyleyemediği şey; Talat Paşa; Ermenileri tehcir kararı ile bugünkü Suriye ve Lübnan'a sürgün etmeseydi, Doğu Anadolu'da başlayan milli mücadele olmaz, Türkler Karadeniz kıyısına hapsedilir, Ermeniler ise savaşa gitmiş Türk erkeklerinden geriye kalan Türk köylerindeki kadın ve çocukları rahatça katleder ve kendi devletlerini kurardı. Bu olmadığı için bütün kini ve nefreti.
Duygu ve Düşünce
Talat PaşaHans-Lukas Kieser · İletişim Yayınları · 202119 okunma
Puan vermedi·688 syf.··
2025 114. kitabı
Makedonya'da komitacılarla verilen amansız mücadele, herkes karşı çıkarken Edirne üzerine yürüyen bir fatih, kurşun atmadan terk edilecek vatan toprağı Trablus'a gönüllü giden bir vatan zabiti... Enver Paşa doğrusu ve yanlışı ile tüm Türkler için gerçek bir kahramandır. Yüksek ahlakı, inançlı kişiliği ve herşeyden öte sevdiği vatanı... Muhafazakar ve seküler kesimin tek mutabık kaldığı konu Enver Paşa ve İTC'ye olan hasetlik. Bilmiyorlar ki; halkın idaresini halkın seçtiği bir yönetimi benimseyen cumhuriyetçiler, Enver bunun için üniformasını çıkarıp dağa çıktı. Bilmiyorlar ki; müslümanım diye muhafazakarlık taslayan zümreler, Enver bu ideali sonuna kadar takip edip şehit oldu. Hani liyakat diye tepinenler varya, işte o liyakat Enver'in kendisiydi. Soruyorum; hanginiz ateş hattına akrabanızı yollarsınız? Kut'ta savaşın en kızıştığı dönemde öz amcasını cepheye gönderiyor. Bakü kurtulsun diye, öz kardeşini derme çatma bir ordu ile Bakü'ye gönderiyor. Sarıkamış Harekatı üzerinden atılan iftiralara ise kitapta çok net cevaplar veriliyor. Ve 4 Ağustos günü, sıranın kendisine geldiğini anladığında; Afgan Kralı gel benim ülkemin başı ol, heder etme kendini oralarda demesine rağmen yalın kılıç bir şekilde ölüm kusan Rus mitralyözüne saldırarak şehit oluyor. Türk tarihinde hakkı en çok yenilen adam için yazılmış en realist kitap, kesinlikle yanlış tanıtılan Enver'in gerçek halet-i ruhiyesini anlatıyor.
1000Kitap
Şehit Enver PaşaNevzat Kösoğlu · Ötüken Neşriyat · 2020178 okunma
Miralay Yunus Bey
9/10
·365 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
Plevne'deki şanlı direnişin ne kadar yalın şekilde anlatıldığına çok kez şahit olduk. Mehmed Niyazi ise bu yalın anlatıma isyan edercesine; muhteşem bir olay örgüsü kurup, gerçek kişilerle kurgulayarak adeta Plevne direnişine ruh vermiş. Kitabı okurken iki şahsiyet aşırı dikkatimi çekti. Biri Miralay Yunus Bey diğeri Rus General Skobelev. Skobelev'in değerini Ruslar bilmiş; 6 tane heykeli, sayısız sokağa verilen ismi, müzeye çevrilmiş evi ile adı hala yaşatılıyor. Gelelim Skobelev'in tümenini dört kez malup eden bizim Miralay Yunus Bey'e...130 bin kişilik Rus Ordusu tarafından kuşatılmış; gıda ve erzak bakımından kıtlığa doğru giden yaklaşık 40 bin kişilik Osmanlı Ordusu'nun Komutanı Müşir Osman Paşa, değerlendirme yapmak için Tahir Paşa, Ethem Paşa gibi kurmaylarını toplayıp durum değerlendirmesi yapıyor. Masaya yatırılan konu; teslim mi olmak yoksa şerefli son saldırıyı da denemek mi? Miralay Yunus, özür dileyerek ilk sözü alıyor ve aylardır yürütülen mücadelenin hakkı, yarma harekatı ile Selanik yolunu açmaktır, yahut da bu uğurda ölmektir diyor. Yeise kapılmış paşalar, bu buğday tenli adamın güven telkin eden konuşmasına aynı doğrultuda fikir beyan ediyor ve hazırlıklar başlıyor. Harekat planlanmış; yine Skobelev'in tümenine saldıracak tümen, Miralay Yunus'un tümeni. Yunus Bey yarma harekatı için hücuma başladıktan bir süre sonra, saldırıya destek veren tümenlerimiz ve tabyalarımız birer birer düşüyor. Osman Paşa yaralanıyor ve bir eve taşınıyor. Yakınındakiler artık sonun geldiğini Osman Paşa'ya anlatmaya çalışıyor, Osman Paşa ise yaralı hali ile haydi Yunus'um haydi evlatlarım diye sayıklarken Yunus Bey'in şehadet haberi geliyor. O anda Osman Paşa'nın gözlerinden yaşlar boşanıyor ve beklenen sonun geldiğini anlıyor, teslim olma kararı alınıyor. Peki şerefli bir
Edebiyat
PlevneMehmed Niyazi · Ötüken Neşriyat · 2023414 okunma