Uğur Ünver

Uğur Ünver
@Ugurunver
Şair - Yazar. Karanfiller Dağılıyor ve Karanfiller de Solar Şiir Kitaplarının yazarı.
Şair, yazar
Üniversite
İzmir
İzmir
160 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Hoşgeldin
Hoş Geldin Gül dalında hayallerim Ateşlerinden atlıyorum umutlarımın Kırlarda uçuruyorum uçurtmamı Yüzümü yıkıyorum, soğuk sularında çayın Taşların altından çıkan böceklerle selamlaşıyorum Hoş geldin bahar, diye fısıldıyorum eğilip kulaklarına Mezarlıklarda toplanıyoruz yemek yiyor, çay içiyoruz Taşlarını ellerimizle siliyoruz mezarların Kavuşuyoruz nazlı bahara Dağlar yeşil elbisesini giymiş Çiçek kokularını çekiyoruz, zatürre olmuş ciğerlerimize Dileklerimizi asmışız ulu ağacın dallarına Beklediğimize değmiş, ölmeden kavuşuyoruz bir kez daha Kazıyoruz tırnaklarımızla adlarımızı, gövdesine ağaçların Köklerine evler, arabalar, taşlardan Sarı güneş ısıtıyor sırtımızı Kara kış gözyaşı uzaklaşırken Hoş geldin Hıdırellez, diyor tahtacı Türkmen Kadın Bebekler henüz uykudalar...
Sayfa 154 - Karina Yayınevi·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mevsim
Sen benim akıp giden nehirlerimsin Yüreğimde sıcak bir ağustos güneşi Kışları çığ olup, her şeyi silip süpüren kar gibisin Zor bu yalnızlıkta içimizi açmak sana ve yıldırımlar ekseriyette kolay geliyor bana Boş ver, yalanı her yerde sever bunlar Bu girdap rüzgâr, fırtına ne güzel Ama biliyorsun, annesi kadar sevmezdi geceyi Belasını arayan sonbahar!
Sayfa 46 - Karina Yayınevi·Kitabı okudu
Kurallar Değişmiyor
Her cümlenin sonunda bir tek yüklem öldürüyor. Gizli öznesi kelimelerin, sen çıkıyorsun. Kaldırım taşlarını bedavaya satın almış garipler. Doğanın kanunu bu, güneş bedava doğuyor ve sadece batıdan batıyor... Su akıp yatağını buluyor tabi. Akacak kan damarda durmuyor. Her hastaya ambulans gelmez, dikeni yüzünden güller ölüyor. Çiçekler sadece dallarında canlı, parklar çocuklarla güzel. Sorsan bir de çöpçülere, yapraklardan onlar nefret ediyor...
Sayfa 124 - Karina Yayınevi·Kitabı okudu
Nasıl Olurdu Ama?
Zeytin ağaçlarının mis gibi kokularını art arda, aksıra tıksıra çekmek veremli ciğerlerimize, yağmurun altında sırılsıklam ıslanmak, birbirimizin ellerini bırakmadan.. Kemoterapiden yığılmış bedenlerini kurtarmak gül yüzlü çocukların, bir de kadınları koridorlarından hastanelerin... Ve hayat nasılsın şimdi? İşte gerçekten yaşanıyorsun, böyle doğru düzgün hayal edilince, meyveler başka tatlı, kuşlar çeşit çeşit öyle değil mi? Vay be! Yeşilin kaç tonu varmış? Anlıyorsun, şöyle sıyrılıp savaşlardan bakınca etrafa kaçarken… Ağustos böceği çalarken, karınca da onu dinlermiş ne güzel... İnsanların uydurmasıymış, yalanmış ağustos böceği değilmiş tembel ve karınca değilmiş dargın... Gün başka renk, ağaçlar başka türlü şimdi. Akarsular, şelaleler bir başka kıvrılıp uzaklaşıyor, bütün bu baş döndüren hayatın sonunda sesi bir kadının, toprağa karışıyor... Bu filmin sonunda tek ağlayan o oluyor ve ona herkes “Anne” diyor… “Anne, biz masum çocuklar ölmesek ne olur?”
Sayfa 134 - Karina Yayınevi·Kitabı okudu
Cephede Tam Siper
Bir cephede yığılmışız sessiz. Barut kokar her taraf. Yıldızlar sanki çok yakındalar. Ağustos böcekleri serenat yapar. Sevgilim, seni en son ne zaman gördüm? Sanki unutulmuş duygular... Mektubun yağ, pas içerisinde, yazdıkların silinse de her okuduğumda ezberlediklerim yeniden yazılıyor yüreğime... Bin bir umutla doğanları gömüyor istihkâmcılar... Elbiseleri ve mektupları yakıyorlar... Külleri dağılıyor omuzlara... Kalk borusu çalar, savaş meydanı kan gölü, mevzilerde bekler çocuklar... Anasının sevmeye kıyamadığı öksüz çocukları, bir gün mutlaka Anadolu Kartalı’nın sesiyle güzelim, uyanacaklar!
Sayfa 126 - Karina Yayınevi·Kitabı okudu