Ukdei

Ukdei
@Ukdei
Seelamm nanay nanay nanay
Dikkatimizi vereceğimiz şeyi seçeceğiz, Seçme kelimesi Arapçada “iğhtiyar” kelimesinden geliyor. Kelime kökü “hayır”dır. Yani içindeki hayrı görüp karar vermektir. Hangisine yönelmem hayırlıdır? Dikkatini dağıtan birey tercih yapamaz, manevi tembellik, atalet haline girerken dikkat vermek seni bilişsel düzeye çeken bir eylem oluyor. Öbür türlü sürüklenip gidiyorsun, bu tercih bizi imana götürüyor. Ölümü düşünmek hayırlı olanı tercih etmeyi sağlıyor. İmamı Kuşeyri’nin risalesinde “el vakt” kelimesi, hikmet sahibi olan kimseler göre dikkat somut kavram değildir, daha çok hayali bir kavramdır ama çok önemli kavramlarında belirleyicisidir. “İnsan sahip olduğu tek zamanın içinde bulunduğu an olduğunu bilene kadar asla sukünet bulamayacaktır.” Ve bu şekilde bir öneri getiriyor Kuşeyri. Ne geçmiş ne gelecek, anda kalmak kişi için kurtarıcı bir hale geliyor. “Eğer anda dünyada isen sen dünyadasın eğer ahirette isen sen ahirettesin, sen hüzündeysen sen hüzünsün.” Zaman aslında insanın kendi deneyimidir, çok sübjektif bir kavramdır zaman aslında. Soyuttur, ölçülemez, kimi için uzan kimi için kısacık. “Zaman keskin bir kılıçtır. Sen onu kesip öldürmezsen o seni kesip öldürür.” -İmam Şafii
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Okumadığınız şeylerin neyini beğeniyorsunuz. Açıkcası sizden de bıktım
Dikkat edeceğim şeyin zamanını ayarlamam gerekiyor. Zaman kavramı da çok farklı bir kavram. Modern zihniyet saat üzerine duruyor. İnsan eylemlerini saati gerçekleştirdiğini söylüyor. Ama aslında bizim odaklanmak istediğimiz şey “vakt” zaman dediğimiz kavram. Dikkatimizi sürükleyen şey saatimizden daha ziyade vaktimizi sürüklemiş oluyor. Aradaki fark, saat denilen şey somut bir kavram, sayılabilir bir şeyken vakt dediğim şey zaman dediğim şey artık beni içine alıp benimle tanımlanmış bir şey. Çünkü bizim aslında hedefimiz saati kurtarmak değil, vakti kurtarmak. Saati kurtaramayabilirsiniz, saatlerinizi alabilir bir şey bunda bir sıkıntı yoktur ama vaktinizi alıyor olması, kişiliğinizi de karakterinizde geleceğinizi hayatın anlamını da içine alıyor demektir. Biz dikkatimizi verdiğimiz şeyin, saatimizi kaybettirmesinden değil de vaktimizi kaybettirmesinden korkuyoruz. İnsanlar vakitten ziyade saate geçtiğinde daha az ölümdenkonuşmaya başladı. Vakit dediğim zaman içine hayatı, ölümü, anlamı katıyorum. Ölüm tadına varılacak bir şeydir. Ölümü hatırlamak bize verilen o kadar lezzetli bir şey ki. “Bütün insanlar ölümü tadacaktır.” Derken orada bir zevklendirme söz konusu. Nasıl bir zevklendirme? Şuanda da o zevki tadıyoruz, neden? Çünkü ölümü hatırladığımda zamanın ne kadar özel bir şey olduğunu, çok kıymetli olduğunun tekrar farkına varıyorum ve dikkatimi ona göre yönlendiriyorum. O yüzden ölüm aslında çorbanın tuzu. O kadar anlam veriyor ki her şeye anlam veriyor ölüm o yüzden korkulacak bir şey değil ölüm. Üzerine düşünülecek güzel görülecek bir şey. Hayatın anlamı tadı tuzu ölüm. Ölüm anlam veriyor. Zamana da anlam veriyor Motivasyon içerisine ölümü katmazsanız mümkün değil motive olamazsınız. Çünkü bir sürü şey alı koyacaktır sizi motive olmaktan. Ölümü koymanız gerekiyor
Tanrısını hevesi edinen ve Allah'ın durumunu bilerek kendisini şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de perde çektiği kimseye şimdi bir baksana! Artık onu Allah'tan sonra kim yola getirebilir. Hala düşünmez misiniz? (Casiye-23) Nefsine dikkat verince, onu kendi merkezine alınca diğer bütün her şeyden dikkati çekince kulak kalp mühürlendi. Aslında bu doğal bir süreç. Allahu Teala bunu yapıyor ama oraya doğru insan zaten geliyor. Çünkü bir şeye dikkat edince diğer şeylere dikkatimiz kapanmış oluyor. Sadece dikkatini verdiğin şeyi teyit edici olan algıda seçicilikle karşılaşıyoruz burada. Neye dikkatini yöneldiysen ona dair şeyleri zihnin seçmeye başlıyor. Her bir bilgi zihnimizde bir değişikliğe yol açar ve geriye dönülmez bir değişimdir bu. O yüzden o bilginin beni artık sürükleyip götüreceği bir yer var. O yüzden dikkatimi nereye vereceğim bu noktada çok önemli, çünkü beni ondan sonraki sürükleyeceği yer kulağımın kalbimin mühürleneceği bir yere götürebilir. Ne ile ilgileniyorsak, etrafımıza onlar düşüyor. Onlar mı düşüyor yoksa biz onları fark mı etmeye başlıyoruz? İkinci soru daha gerçekçi. Aslında hep yaşamımızda önümüze bir şeyler çıkıyor. “Hep benim önüme çıkıyor böyle şeyler” Hayır ona doğru dikkatimizi yönlendirdiğimizde algıda seçicilik oluşuyor ve ben artık hep ona dair bir şeyleri etrafta tercih etmeye başlıyorum. “Bana hep böyle insanlar geliyor” Çünkü ona doğru yönelmiş oluyorsun ve onları seçiyorsun ama diğeri farklı şekilde seçiyor etrafındaki olayları. Casiye 23 ayettine baktığımızda, Aslında Allahın insanı bir bilgi üzerine yoldan çıkmasına izin veriyor. Çünkü insan ilk ona baktı dikkatini verdi, tercih etti ona odaklandı, sürüklenmeye başladı. Bilgisiz bir şekilde oraya sürüklenip gitmedin. Bu bilgin üzerine Allahu Teala sapıtmana izin
“Kim bütün dertlerini bir tek dert haline getirirse (yalnız ahireti düşünürse), onun dünyevi uhrevi dertlerini / sıkıntılarını gidermeye Allah kâfidir. Kimin dertleri, dalbudak salmışsa, Allah onun dünyanın hangi vadide helak olacağına aldırış etmez.” (Hakim, 7934; Beyhaki, Şuabu’l-İman, 1744) O yüzden ihtimam gösterdiğiniz şeyi özenle tercih etmek gerekiyor. Her an tercih ediyoruz. Her an dikkatimizi neye yönlendireceğimizi tercih ediyoruz. Dikkat ettiğim şey zihnimi meşgul etmeye başlar ve bir uyku haline sokar.