Ukdei

Ukdei
@Ukdei
Seelamm nanay nanay nanay
Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler (ve şöyle derler:) “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru! (Al-i İmran-191) Hatırlıyoruz, düşünüyoruz. Bu hatırlamak nasıl bir hatırlamak? Her anımda her şeyde farkındalıkla gözlemleniyorum, kendimi gözlemliyorum aynı zamanda beni gözlemleyen Rabbimi gözlemliyorum. Bunun farkındalığında olarak bir zikir etme. Aklın bunu tahayyül etmesi. Düşüncenin birçok çeşidi var. Tahayyül, Tehayyür, tedebbür, tefekkür, tefehhüm, tezekkür. Aklın birçok icraati var. Özet, akıl ile kalp arasında çok güçlü bir ilişki olduğunu fark etik. Aklımı besledikçe kalbim sükûnet uluyor. Aklımı kullanmadığımda kalbim sertleşiyor, huzuru bulamıyor, karamsarlaşıyor. İsfahani: “Bilgiyi kullanmaya hazır olan kuvvettir.” Akıl öyle bir şey ki sanki fare kapanı gibi, avına bakıyor, avını sürekli takip ediyor. Aklın avı nedir, bilgi. O kadar hazır kuvveti var k bilgiyi kapmaya müthiş bir kuvveti var. İsfahani “bilgiyi alma kuvveti akıldır aynı zamanda kazandığı bilgi de akıldır.” : Hz. Ali: “Gördüm aklı ki ikidir; tabiatta olan ve duyulan. Duyulan fayda vermez, yoksa eğer tabiatta. Nitekim güneşte fayda vermez, gözün de ışığa kapalıysa.” Peki bilgiye kapılar nasıl açılacak? Neyle? Merak ile Reyhan Özyağlı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
-Sonra “(kesilen ineğin) bir parçasıyla ölüye vurun” dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye size âyetlerini gösterir. (Bakara-73) -Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır. Taşın öylesi var ki ondan ırmaklar kaynar; öylesi de var ki çatlayıp bağrından su fışkırır; bazı taşlar da var ki Allah korkusuyla yuvarlanıp düşer. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir. (Bakara-74) 73 ve 74. Ayetlerde, “keşke düşünseniz” “sonra” “onların kalpleri katılaştır” düşünmezlerse sonra kalpleri katılaşır. Kalp: “dönmek” anlamında. Kalp grafikleri yukarı aşağı hareket eden bir çizgidir. Düz bir çizgi ölümün gerçekleştiğinin kanıtıdır. Hep bir hareket halinde olmalıdır. Ama yukarı da çıkar aşağıda da iner. Ama Akıl dediğimiz şey kelime anlamında bir şeyi bağlamak anlamındadır. 73. ayet, “entelektüel bir akletme” ile biterken, 74. Ayet “sipretüel daha manevi bir kalbin katılaşması” ile başlıyor. Akıl ve kalp birbirini besleyen unsurlar. Akıl farkına varamadığında kalp katılaşıyor. Akıl ve kalp arasında müthiş bir ilişki var. İman eden bir kalbe sahip olmak iman ile kalbini süslemek istiyorsan, akla ihtiyacı var. Çünkü kalp akılla beslenir. Bütün insanlara verildi akıl. Akıl ve irade yetisi her kese eşit verilmiştir. Akıl ve irade ile elde edilen bilgi farkı oluşturur. Bazı akıllar bilgi ile akıllarını süslerler. “Bilgi aklın ibadetidir.” Bilgi ile kişi aklını ibadet ettirir. Akılları ibadet ettirmek için bilgiye ulaş. Reyhan Özyağlı
O kadar büyük bir cevhere sahibiz ki, bu cevher ile birçok şeyi anlayabilir fark edebiliriz. “Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir”: O’nun emanetinin farkına varamamak bizi cahil yapıyor, hakkına uygun kullanamamakta bizi zalim yapıyor. Şeyleri nesne yapan insandır. Ancak aklını kullanmayıp şeyleri nesneye çevirmez ise insan zalim olur. Allah bu yüzden burada insan zalimdir dedi. Aklı yerinde kullanmayınca her şey anlamını yitirir, hem kendisine hem de bütün diğer canlılara zulmetmiş olur. Zulmetmek: “bir şeyi uygun yerine konulmaması” O yüzden zalim ve cahil olmamak için elimizdeki bu emanet verilen akılları hayırla kullanmak gerekiyor. Kullanmazsak zalim ve cahile dönüşüyoruz. Bir cevhere sahibiz bunu kullanmayınca cevher anlamını yitiriyor. Akıl ile yorumlayamadığımız bir yaşamı tadamamış oluyoruz. Akıl yaşamı yorumlayan ona bir anlam katan mekanizma. Eğer aklımızı kullanmazsak, kişi kendine zülmetmiş olması, yüzeysel bir yaşamı tercih etmiş olması anlamına geliyor. Yani derine dalmadan farkına varmadan tadını almadan bir yaşamı tercih etmiş oluyoruz. Reyhan Özyağlı
"Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir." (Ahzap-72) Cahil zalimdir. Emanet, bir şeyi korumaktır. Aynı zamanda emanet emniyet anlamına da gelir. Peki bu emanet beni koruyan şey midir yoksa bizim onu koruduğumuz bir şey mi? Aslında bu emanet imanımı besleyen bir şey, imanı kuvvetlideren bir şey aynı zamanda bir emniyet güvenlik hissi verir. İman eden bir kimse kaygılarını hafifletip, kontrolü Allahu Tealaye vererek daha güvende hisseder. Reyhan Özyağlı
Dünyada ki her şey kişi ile bilinir, her şeyin anlam bulması insan ile mümkündür. Bilginin kaynağı insanın kendisidir, Alemi idrak edecek olanda insandır bu yüzden. Ve bu alemi idrak edip aleme rahmet olacak. Çünkü para şey olmaktan sadaka oldu. Gözlük orada burada kırılıp gidecekti, kullanıp iş görür hale getirdim. Bir göze rahmet oldum. Bir otu yedim çürüyecekken şifa oldu. İnsan dokunduğu her şeyi şereflendiriyor. Mülk aleminden meleküt alemine geçiş sağlıyor. Var olmasının anlamını geriye getiriyor insan. Yani alemi idrak edecek olan insan olduğu için insan alemlere rahmet olmuş oluyor. Peki bunu insan nasıl yapıcaktır, akılla. Bu akıl ilimle bilgiyle süslenir. Akıl en büyük farklılığımızdır. Her şeyden fazla ben Allaha benziyorum. O zaman beni diğerlerinden ayrıştıran ne? “Akıl”. İnsan olmaktaki müthiş hazine akıldır. Bu akılın ilim ile bezenmesidir Reyhan Özyağlı