Gezdiği o kadar ülkede bu kadar güzel başka bir kadın görmüş olup olmadığını düşünüyordu ki Tuleyle çıkageldi.
"Ey Rüstem! Ne tarafa baktığına dikkat et. Orası güneşin doğduğu yer; gözlerin kamaşabilir." dedi
Gözlerine gelince Fatma'nın gözleri de ateş gibiydi fakat bazen o gözlerde neşeli, çocuksu bir tatlılık beliriyordu. Halbuki Sara'nın gözleri soğumayı bilmeyen bir alev çukuruydu. Fatma'nınkiler siyaha yakın kahverengiydiler, Sara'nınkiler ise ışık vurduğunda kırmızıya dönüşen tuhaf bir parlaklıktaydılar. Fatma bütün Arap kadınları gibi tutkulu ve ateşliydi, Sara ise ateşini cehennemden alıyordu. Çölün ortasına düşmüş bir yıldırımdı Sara. İpekten, kadın kokusundan ve gururdan yaratılmış bir yıldırım...