"En çok işe gidiş ve dönüş saatlerinde hissedilen bir kader ortaklığı duygusuyla yol alıyorduk otobüsün içinde. Herkes hem yabancı, hem çok tanıdıktı. Kılık kıyafetle, takıyla, saçla, makyajla belirginleştirilmeye çalışılan ayrımlar yol boyunca pul pul döküldü. Hepimizin bildiği bir sırrı birbirimize susarak ilerliyorduk. O an geldiğinde de kendimize çeki düzen verip açılan kapıdan dışarı çıkıyor, hayata karışıyorduk."