Bazen mutluluk peşinde, huzur peşinde, onun bunun peşinde, iyi hissedeceğimizi zannettiğimiz şeylerin peşinde çok büyük fedakarlıklara katlanabiliyoruz. Çok uzun yolculuklara katlanabiliyoruz. Çok büyük riskler alabiliyoruz ama belki de o riskleri almadan şöyle bir etrafımıza dikkatli bir şekilde baksak ihtiyacımız olan şeyin yanı başımızda olduğunu göreceğiz.
Mümkün olduğu kadar çok zeytin yiyeceğiz. "Niye?" diye sormuş terapist. "Çünkü," demiş "annem, babam zeytinin barış sembolü olduğunu söyledi ve ben zeytin yiyerek bunun böyle devam etmeyeceğini, eninde sonunda barışın geleceğini kendime hatırlatıyorum."