İsmail Kaan Ocak

İsmail Kaan Ocak
@UlgenHAN45
Öğretmen
Yüksek Lisans
68 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Ama her zaman yalnız değildir. Kurtların canlı yiyeceklerini alçak vadilere kadar takip ettiği kış gecelerindeki soluk ayışığının veya hafifçe parıldayan kuzey ışıklarının altında, arkadaşlarının önünde ve sürüsünün başında dev adımlarıyla koşarken, kocaman gırtlağından çok daha genç bir dünyaya ait bir şarkıyı, sürüsünün şarkısını söylerken görülebilir.
Sayfa 107·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gece indi; dünya, hayalet gibi bir günün ışığına boğulana kadar onu aydınlatmak üzere dolunay ağaçlarının üzerinden göğe yükseldi. Ve gecenin inişiyle havuzun başında derin düşüncelere dalan, yas tutan Buck, ormanda Yeehatlarınkinden tamamen farklı bir hayatın kendini belli etmesiyle heyecanlandı. Etrafı dinleyerek ve koklayarak ayaklandı. Çok uzaklardan, belli belirsiz ve kesik bir havlama geliyor, onu benzer seslerden oluşan bir koro izliyordu. Dakikalar geçtikçe bu sesler yakınlaşıp yükseldi. Buck ısrarla hafızasında varlığını sürdüren önceki dünyada duyduğu şeyler gibi, bunları da biliyordu. Açıklığın ortasına kadar giderek dinledi. Çağrıydı bu , her zamankinden daha cezbedici ve hükmedici bir sesle ve bütün notalarıyla gelen çağrıydı. Ve Buck, her zamankinin tersine, bu kez çağrıya uymaya hazırdı. Son bağ da kopmuştu. İnsanlar ve onların işleri artık onu bağlamıyordu.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Buck bütün gün havuzun başında derin düşüncelere daldı ve kampın içinde dolanıp durdu. Ölüm, hareketin sona ermesiydi, yaşamaya devam edenlerin hayatından çıkmak demekti, bunu biliyordu; John Thornton'un öldüğünü de bilyordu. Bu durum onda bir boşluk, açlığa benzer ama sızım sızım sızlayan ve bir şeyler yiyerek dolduramadığı bir boşluk yarattı.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Geyiğin yan tarafından, böğrünün hemen ilerisinden tüylü bir ok ucu dışarı çıkmıştı ki ne kadar vahşi bir hayvan olduğunu gösterirdi bu. İnsanların bile varolmadığı ilkel dünyadaki av günlerinden kalma bir içgüdüyle Buck, erkek geyiği sürüsünden ayırmak için harekete geçti. Hiç de az bir iş değildi bu. Geyiğin büyük boynuzlarının ve tek vuruşta içindeki hayatı söndürebilecek koca toynaklarının menzilinin hemen dışında, havlayarak dans eder gibi bir o yana bir bu yana hareket ediyordu. Beyaz dişli tehlikeye arkasını dönüp yoluna gidemeyen geyik, öfke nöbetlerine garkoluyordu. Bu anlarda ustaca geri çekilerek ve sanki kaçamıyormuş gibi yaparak onu tuzağa çeken Buck'a saldırıyordu. Ama böylece sürüden ayrıldığında genç erkek geyiklerden iki-üçü Buck'ın üzerine yürüyüp onu gerileterek yaralı geyiğin tekrar sürüye katılmasını sağlıyorlardı.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Öteki dünyada en dikkati çeken şey korkuydu. Kıllı adamı ateşin yanında, başı dizlerinin arasında ve elleri başının üzerinde kavuşmuş halde uyur vaziyette izlerken, onun huzursuz uyuduğunu, birçok ere uyanıp tekrar daldığını ve her uyandığında korku içinde karanlığa bakıp ateşe biraz daha odun attığını görüyordu. Adamın gözleri, kabuklu deniz hayvanları toplayıp anında ağzına attığı deniz kenarında yürürken, görünmeyen tehlikeleri görmek için etrafı tarıyor, bacakları ilk işarette rüzgar gibi koşmak için hazır bekliyordu. Buck, kıllı adamın hemen arkasında, ormanda sessizce yürürken, ikisi de uyanık ve tetikteydiler ve adam da Buck kadar iyi duyduğu ve koku aldığı için kulakları hızla hareket ediyor, burun delikleri titreşiyordu. Kıllı adam bir anda fırlayıp ağaca çıkabiliyor ve elleriyle daldan dala atlayıp bazen 4 metre kadar uzağa sıçrayarak ve dalları yakalayıp bırakarak, hiç düşmeden ve yakalayacağı dalı hiç kaçırmadan ağaçların üzerinde de yerdeki kadar hızla gidebiliyordu...
Sayfa 91·Kitabı okudu