"Her insanın içinde bir şehir saklıdır, ve her şehrin içinde de umutlar... "
Bir polisiye okur gibi değil de, İstanbul'a yazılmış bir güzelleme niyetiyle okunursa çok keyifli bir roman. İstanbul'un tarihiyle ilgili irili ufaklı onlarca bilgi ve ayrıntı bir seri cinayet kurgusunun içine ustaca yerleştirilmiş.
Dili,anlatımı klasik bir Ahmet Ümit kitabıyla aynı tatda aynı güzellikte.Kitapta İstanbul' da peşpeşe işlenen yedi cinayet ve her cinayetin sonunda bir ipucu. Başkomiser Nevzat, Ali ve Zeynep bu ipucuları takip ederek katili bulmaya çalışıyor.
"Şehirlerde insanlar gibidir; geçmişlerini unuturlarsa, tarihlerinden koparılırlarsa kişiliklerinden de koparılırlar." Insanların ruhları gibi şehirlerin de ruhu vardır. Peki bu ruhu onlara veren nedir? Yaşanmışlıkları, tarihi yapıları, şehirde yaşayan insanların hikayeleri, duyguları...
Bir şehirde nefes alan her bir canlı ve nefes almayan her bir nesne gibi...
Bu eseri okurken İstanbul'u tekrar tekrar gezme isteği uyandi bende. Ayrıca ehirlerin tarihi dokusunu korumanin insani bir vazife olduğunu düşünmusumdur hep.
Kitaptan altı çizili satırlar;
"Bir şehri kılıçla fethedebilirsiniz ama onu gerçekten kazanmanızın yolu gönülleri fethetmektir."
"Üstad Necip Fazıl şöyle der: ‘İnsanın kazandığı paradan değil,paranın kazandığı insandan korkulur.’"
"Hepimizin bir tek ortak özelliği vardı: İnsan olmak. Farklı inançlara, farklı etnik kökenlere, farklı cinsiyetlere, farklı dünya görüşlerine sahip olsak da hepimiz insandık."