Çok güzel noktalara değinilmiş.
Fakat sanki yarım ve eksik gibi.
Beklentimi karşılamadı. Ama bazı noktalarda farklı bakış açısı kazandırdığını söyleyebilirim.
Özellikle son kısımlarda göz yaşlarıma hakim olamadım.
Çeşitli süslü kelimeler, ideolojiler kalıplar vs. hiçbir şey bu kitapta anlatılan 23 yaşındaki karakol komutan yardımcısına, sivil uzman çavuşa, kollarında şehit olan o askere yapılanları açıklayabilir mi?
Mekanları cennet olsun...
Bazen unutuyoruz geçmişi fakat bugünü ve yarını doğru yaşamak için geçmişten hep ders çıkarmak gerekir.
Ben Türk devletine hizmet edeceğim diyen bebek katili ile masaya oturanlar...
En çok etkilendiğim sözlerden biriyle bitirmek istiyorum.
"Bu hainlere "af" getireceksiniz öyle mi?
Peki onların ana, babaları, çocuk ve eşleri ile helalleştiniz mi?"
Sonsuz teşekkürler
Soylu ailenin hovardalık,umursamazlık sonucu doğan borçlarını ödeyebilmek için çocukluk yıllarının geçtiği çiftliği ve tabi ki çiftliğin vişne bahçesinden de vazgeçişlerini, aşağıladıkları köylücüklere karşı kaybetmesini anlatan tiyatro eseridir.
Benim için çok keyifli bir okuma olduğunu söyleyemeyeceğim.
Klasik bir çırpıda okunacak ama çok derin bir kitap.
Kitap sonunda şunu düşündüm. İnsanoğlu hep hiç ölmeyecekmiş gibi manevi anlamda bir birikim için ömür boyu çalışıyor ve bir ömür de gidiyor. Hayatımızı maddi imkanlara sahip olmak için tüketiyoruz.
Akaki Akakiyeviç yıllardır giydiği paltonun onarılamayacağını öğrenince gereksinimlerinden kısıp zar zor bir palto alır ve o paltoyu hayatında sadece bir gün çıktığı kutlama yemeği sonrası çaldırır ve paltosunu çalanı bulmak için yardım alamayınca üzüntüden ölür.
Peki sonra ?
Yerine başka bir memur gelir ve aynı şekilde sistem devam eder.
Bu kitabı okurken şunu düşündüm. Hiç mi bir şey değişmez?
Evet çağ değişiyor. Jenerasyon değişiyor ama sanki hep olduğumuz yerde sayıyoruz.
Seneler boyu ismi değişen ama aynı mantık doğrultusunda hep aynı tartışmalar ile geçiriyoruz ve hep bir kahraman lider arıyoruz.
Gerçekten ihtiyacımız var mı?