Bana sözlerin ve yargılarınla nasıl bir acı ve utanç verebil diğin konusundaki mutlak duyarsızlığın, benim için daima anlaşılmaz oldu; sanki kendi kudretinin farkında değil gibiydin.
Cesaret, kararlılık, güven, şuna veya buna bağlı neşe, sen karşı olduğunda ya da hatta karşıtlığın yalnızca varsayıl dığında sonuna dek direnemezdi; üstelik benim yaptığım hemen hemen her şeye karşı olduğun da varsayılabilirdi.
Benim gözümde, haklılıkları düşüncelerine değil, kişiliklerine dayanan tüm zorbaların sahip olduğu bir gizemlilik kazandın. En azından bana öyle gelirdi.
Bu, o zaman küçük bir başlangıçtı yalnızca, ama beni sıklıkla etkisi altına alan bu hiçlik duygusu (bir baş ka açıdan asil ve verimli bir duygu aynı zamanda) çoğu kez senin etkinden kaynaklanıyor. Biraz desteklenmeye, biraz dostça bir yaklaşıma, yolumun biraz açık tutulma sına ihtiyacım vardı, sense onun yerine yolumu kesiyor dun, iyi niyetle tabii, başka bir yola girmem için. Ama buna yatkın değildim ben.