"Buna saygı duymalısın," diyor Oskar. "Seninle birlikte olmak istemiyor."
Şimdi arkasından geçen treni görüyor, vadiden hızla geliyor ve perona yaklaşırken büyüyor.
"Onu buna sen mi zorladın?" diye soruyor Harriet.
"Ben ona hiçbir şey yaptırmadım. Bu onun tercihi." Bir adım yaklaşıyor. "Ve bu senin için büyük bir sürpriz olmamalı.
Döngüyü görmüyor musun?"
Sesini alçaltıyor.
"Her zaman reddedildin," diyor.
Harriet'ın ağzı şimdi yarı açık.
"Annen tarafından reddedildin," diyor.
Ellerini yüzüne götürüyor, gözlerini kapatıyor.
"Hayır," diyor.
"Kardeşin tarafından reddedildin."
"Lütfen dur."
"Baban tarafından reddedildin. Ve şimdi de biricik kızın ta-rafından reddedildin."
Harriet arkasını dönüp raylara doğru yürüyor, peronun tam kenarında duruyor. Tren arkasında büyüyor. Bir uçurumun kenarında duruyormuşçasına dikkatle raylara bakıyor.
"Buna dayanamıyorum!" diye bağırıyor Oskar. "Başladığımız yere döndük. Başka bir sahne. İlgi odağı olmak için bir şans daha."
Oskar'ın babası bir keresinde ona ne zaman güzel bir kadın görse, onu derisi yüzülmüş olarak hayal etmesi gerektiğini söylemişti. Böylece kimsenin güzelliği karşısında gözleri kör olmazdı.