..Ama insanları tanımanın bir yolu da bu diye düşündü; ayrıntıları değil, anahtarları bilmek, birinin bahçesinde oturup bir tepenin uzaklardaki fundalığa kadar inen mor yamaçlarına bakmak..
Aynı sürahiye doldurulan sular gibi, taptığımız şeyle bütünleşmemizi sağlamanın bir yolu var mıydı? Beynin dolambaçlı yollarında sezdirmeden birleştirmeyi beyin başarabilir miydi ya da zihin? Ya da kalp? İnsanların deyimiyle aşık olmak, Mrs. Ramsay ile bütünleşmelerini sağlayabilir miydi?
Bilgelik miydi? Bilgi miydi? Yoksa yine güzelliğin aldatıcılığı mıydı, tam ulaşacakken, insanın bütün algılarını, altın bir ağın içinde birbirine dolandıran?
Nasıl oluyordu peki, bütün bunlar? İnsan başkalarını nasıl yargılıyor, onlar hakkında nasıl fikir yürütüyordu? İnsan şunu bunu ekleyip ondan çıkartarak hissettiği şeyin hoşlanmak mı, hoşlanmamak mı olduğu sonucuna nasıl varıyordu? Ve bu sözlerin arkasındaki anlam neydi ki sonuçta?