Hu Allah Hu
Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın...
Var mısın ki, yok olmaktan korkuyorsun?
İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.
Yazdıklarım, paylaştıklarım evvela nefsimedir.
Doğduğumda öylesine minikmişim ki, beşik diye babamın ayakkabısının içinde yatarmışım; sonra sonra irileşmeye başlamışım, öyle irileşmişim, öyle irileşmişim ki babam beni panayırlarda sergilemeyi düşünmüş. Annem bu fikre karşı çıkmış, ne kadar yoksullaşırsak yoksullaşalım ailesinin bireylerinden birinin sergilenmesini kaldıramayacağını söylemiş. Bir gece babam beni çalıp tek bacaklı bir adama satmaya kalktı.
Bu yeni görünüşümle sevdiğimin karşısına dikildim, tüm dişlerini göstererek yüreğimi hoplattı. Dudaklarıma kadar ulaşabilse beni hemen oracıkta öpeceğine yemin etti. Onu yerden kaptığım gibi havaya kaldırdım, “Hadi, şimdi öp beni,” diyerek bu keyfe iyice varmak için gözlerimi kapadım. Beş dakika kadar gözlerim kapalı bekledikten sonra ne olup bittiğini anlamak için açtım. Çocukcağızın bayılmış olduğunu gördüm. Ona olan bağlılığımın en yakın tanığı olan pompanın başına taşıdım onu ve kendine gelinceye dek iyice ıslattım. Kapana tutulmuş bir tilki gibi çırpınarak kendisini yere bırakmam için yalvardı.
“Ne oldu?” diye haykırdım. “Seni böylesine etkileyen bana olan sevgin mi?” “Hayır,” dedi. “Ödüm patladı.”