Hu Allah Hu
Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın...
Var mısın ki, yok olmaktan korkuyorsun?
İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.
Yazdıklarım, paylaştıklarım evvela nefsimedir.
Günahlanın kalp üzerindeki bir etkisi de, kalpte büyük bir yalnızlık duygusu yaratmasıdır. Bu nedenle günahkår, kendisini daima yalnız hisseder. Zira kendisiyle Rabbi arasında, kendisiyle insanlar arasında ve kendisiyle nefsi arasında yalnızlık egemen olmuştur. Günahlar çoğaldıkça yalnızlık hissi de artar. En acı hayat ise, gerçekten yalnızlanın ve korkuya kapılanlanın hayatıdır. En güzel hayat ise, kendisiyle, insanlarla ve Rabbiyle banşık ve huzurlu olanların hayatıdır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir başka hadisinde ise şöyle buyurur: "Şeytan ateşten yaratılmıştır. Ateş ise, su ile söndürülür." O hâlde kul, öfke ve şehvet ateşini ancak abdest ve namazla söndürebilir. Öncelikle abdest bu ateşi söndürür; tam bir huşu ve içtenlikle kılınan namaz da, bu ateşin yarattığı bütün izleri siler. Bu, birçok kimseler tarafından denenmiş ve büyük faydaları olduğu ispat edilmiştir.
Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) hadis-i şerifinde kişinin, ancak Allah'ı zikrederek nefsini şeytandan koruyabileceğini haber vermektedir. Felak ve Nas sûreleri de işte tam bu anlama işaret etmektedir. Çünkü şeytan burada "hannâs" olarak nitelendirilmektedir. Hânnâs, kul, Allah'ı zikrettiğinde top lanıp gizlenen ve kaybolan; gafil kaldığında ise, yeniden gelip kalbi kuşatan, kışkırtan ve gizliden vesvese veren an lamındadır. Bu kışkırtma ve vesveseler, her kötülüğün kay nağını oluşturur. Bu yüzden Allah'ı zikretmek kadar kulu şeytandan koruyan başka bir şey yoktur.