Malûm olunsun ki; levh-i kaderde zâhirî unvanlar, bâtınî veballeri örtmeye yetmez. Aksine; felek bir kulu en yüksek makama çıkarır ki, oradan düşüşü daha sarsıcı ve ibretlik olsun. Dünyalık rütbeler bedendeki eksikliği gizlese de, hırpalanmış bir rûhun ahını ve feda edilmiş bir ömrün hakkını örtmeye kumaşı yetmez. Kul aradan çekilip sükût kalesine kurulunca, ilâhî adâlet terazisi şaşmaz bir vakarla işler.
Eden bulur, hiçbir emanet yerde kalmaz.