Fatma Bayram’ın bu kitabını elime aldığımda fark ettim ki, aslında biz Esma-ül Hüsna’yı sadece ezberlenecek isimler sanırken, onlar hayatın tam ortasında duran sığınaklarmış. Yazarın o sakin ama sarsıcı üslubu, insana şunu dedirtiyor: "Bu isimler sadece yukarıda bir yerde değil, benim mutfağımda, sınıfta öğrencilerime bakışımda, en çaresiz hissettiğim o gecede, yani tam içimde."
Kitabı okurken o "sonsuz mana" ifadesinin hakkını gerçekten veriyorsunuz. Her bir isim, Fatma Hanım’ın kelimeleriyle birleşince modern dünyanın üzerimize yıktığı o anlamsızlık yükünü hafifletiyor. Mesela bir ismin tefekkürüne daldığınızda; yaşadığınız travmanın, hissettiğiniz o ağır yorgunluğun aslında hangi ismin gölgesinde şifa bulacağını anlıyorsunuz. Bu sadece bir bilgi kitabı değil, insanın kendine tuttuğu bir ayna.
Benim için bu kitabın özeti şu: Hayat bazen çok karmaşık ve biz her şeyi planlamaya, her şeye yetmeye çalışıyoruz. Ama bu satırlar size durmayı, nefes almayı ve her ismin aslında insanın ruhundaki bir boşluğu kapattığını gösteriyor. Kendi iç dünyamıza yaptığımız bu yolculukta, Fatma Bayram bize bir rehberden ziyade bir yol arkadaşı gibi eşlik ediyor. Okuyup bitirdiğinizde değil, her gün bir ismin manasına sığındığınızda gerçekten hayatınızın bir parçası oluyor. Kısacası; kalbin dağınıklığını ilahi bir nizamla toplamak isteyenlerin mutlaka geçmesi gereken bir yol bu. Benim için bir psikoloji bir kişisel gelişim kitabı