Ayşe Taşdemir

9/10
·176 syf.··
2026 2. kitabı
Açıkçası bu kitabı okumama vesile olan kişi, hayatımda hiçbir anlamı olmadığına inandığım biriydi; fakat kitap bittiğinde gördüm ki, o kocaman anlamsızlığın içinde bile bir anlam bulunabiliyormuş.
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,1bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Puan vermedi·346 syf.··
2026 16. kitabı
Fatma Bayram’ın bu kitabını elime aldığımda fark ettim ki, aslında biz Esma-ül Hüsna’yı sadece ezberlenecek isimler sanırken, onlar hayatın tam ortasında duran sığınaklarmış. Yazarın o sakin ama sarsıcı üslubu, insana şunu dedirtiyor: "Bu isimler sadece yukarıda bir yerde değil, benim mutfağımda, sınıfta öğrencilerime bakışımda, en çaresiz hissettiğim o gecede, yani tam içimde." Kitabı okurken o "sonsuz mana" ifadesinin hakkını gerçekten veriyorsunuz. Her bir isim, Fatma Hanım’ın kelimeleriyle birleşince modern dünyanın üzerimize yıktığı o anlamsızlık yükünü hafifletiyor. Mesela bir ismin tefekkürüne daldığınızda; yaşadığınız travmanın, hissettiğiniz o ağır yorgunluğun aslında hangi ismin gölgesinde şifa bulacağını anlıyorsunuz. Bu sadece bir bilgi kitabı değil, insanın kendine tuttuğu bir ayna. Benim için bu kitabın özeti şu: Hayat bazen çok karmaşık ve biz her şeyi planlamaya, her şeye yetmeye çalışıyoruz. Ama bu satırlar size durmayı, nefes almayı ve her ismin aslında insanın ruhundaki bir boşluğu kapattığını gösteriyor. Kendi iç dünyamıza yaptığımız bu yolculukta, Fatma Bayram bize bir rehberden ziyade bir yol arkadaşı gibi eşlik ediyor. Okuyup bitirdiğinizde değil, her gün bir ismin manasına sığındığınızda gerçekten hayatınızın bir parçası oluyor. Kısacası; kalbin dağınıklığını ilahi bir nizamla toplamak isteyenlerin mutlaka geçmesi gereken bir yol bu. Benim için bir psikoloji bir kişisel gelişim kitabı
99 Esma Sonsuz ManaFatma Bayram · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2025803 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2026 15. kitabı
Stefan Zweig’ın bu sarsıcı eserini okurken hissedilen o ilk şok dalgası, aslında modern insanın mantık çerçevesiyle duyguların sınırsızlığı arasındaki çatışmanın bir özetidir. İlk bakışta, "Bu kadın delirmiş mi?" diye sormadan edemiyor insan; tek bir görüşte başlayan, bir ömür süren ve hiçbir karşılık beklemeden devam eden bu saplantı, rasyonel bir zihin için kabul edilmesi güç bir durum. Ancak satırlar derinleştikçe anlıyoruz ki kadının yaşadığı, fiziksel bir şiddet veya somut bir felaket içermese de, aslında "görülmemenin" yarattığı o en ağır yaşam travmasıdır. Kendi varlığını bir başkasının yokluğunda eritecek kadar büyük bir tutku, dışarıdan bir "akıl tutulması" gibi görünse de, aslında kalbin en çıplak halini temsil eder. Çünkü sevmek, mantıklı bir zemine oturtulabilen veya üzerinde stratejik planlar yapılabilen bir eylem değildir. Sevgi; ansızın, kontrolsüzce ve bazen de en yıkıcı haliyle ruhun savunmasız bir anında içeri sızar. Kadının bu sessiz ve derinden ilerleyen trajedisi bize şunu fısıldar: Sevmek bazen sadece mutluluk değil, bir insanın kendi içinde kurduğu, dış dünyaya kapalı ve tek kişilik bir dünyadır. Sonuçta dünya ne kadar rasyonel dönerse dönsün, en derin hikayeler her zaman plan yapamadan, hesapsızca sevenlerin trajedisinden doğar.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,1bin okunma