ÜMMÜGÜLSÜM ASİYE KAYA

«Yola çıkınca her sabah, Bulutlara selam ver. Taşlara, kuşlara, Atlara, otlara, İnsanlara selam ver. Ne görürsen selam ver. Sonra çıkarıp cebinden aynanı Bir selam da kendine ver. Hatırın kalmasın el gün yanında Bu dünyada sen de varsın! Üleştir dostluğunu varlığa, Bir kısmı seni de sarsın.>>>> Üstün Dökmen
Sayfa 11 - Remzi Kitabevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Çocukları kaç yaşına gelirse gelsin" ifademden, anne-babanın, çocuğunun yaşı büyüdükçe ona yaptığı yanlışın öneminin de arttığını düşündüğüm sanılmasın. Böyle diyerek, çocuğu önce “çocuk olduğu" gerekçesiyle ezen anne/babanın çocuk yetişkin haline geldiğinde de birey kabul edemediğini vurgulamak istiyorum. "Kaç yaşında olursan ol, anne/babanın gözünde hep çocuksundur," gibi sözler, çocuğun benliğine vaktiyle saygı duymamış anne/babanın çocuk büyüdüğünde de o benliğe artık kolay kolay saygı duymayacağı gerçeğini ortaya koyuyor. "Anne/baba yüreği işte," diyerek anne-babanın yetişkin evladına çocuk muamelesi yapmasını meşru görmek, her zaman olduğu gibi yine anne-babanın, büyüğün hatasını aklayan, evladı, genç olanı ezen bir yaklaşım.
Sayfa 117 - İthaki·Kitabı okudu
Alıntı
Başkaları, çocuğu, anne-babanın çocuğu tanıttığı şekliyle görür. Daha önemlisi, çocuk da kendisini anne-babasının onu gördüğü şekilde görür. Terapi çoğu kez, kendimiz hakkındaki olumsuz his ve düşüncelerin aslında anne-babamızın bizim hakkımızdaki olumsuz his ve düşünceleri olduğunu keşfetmektir; bu keşif, görünmez prangalarımızı çıkarmamıza yardımcı olur. Çocuğumuzun yetişkinlik hayatındaki mutluluğu, çocukken onu nasıl gördüğümüz, ona ne derece güvendiğimiz gibi şeylerle derinden ilintilidir.
Sayfa 109 - İthaki·Kitabı okudu
Alıntı
64. (Bu bilgi ve ikna diliyle yapılan tebliğ den sonra iman etmeleri beklenirdi.) Fakat (çok azı hariç) kavmi onu yalanladı (Nûh bin yıla yakın ömründe peygamber olduğu günden beri aralıksız tebliğine devam etti. Bu yalanlamalar ve iftiralar onu yıldırmadı. Sonunda denizin olma dığı yerde ona gemi yapma emri verdik. O da "Önce denizi görevim sonra gemiyi inşa edeyim" demedi. O, sebepleri yerine getirince) Biz de (gökten boşalan, yerden çıkan sularla denizi ayağına getirdik. Korkunç bir tufanın ardından) onu ve gemide onunla beraber bulunanları kur-tardık. (Bu kurtuluş üzerinden bütün zamanlara şu mesajı verdik: Siz, size düşenı yapın, eldeki imkânlarla sebepleri yerine getirin, Allah denizi ayağınıza getirir. Bütün zamanlara bu ve benzeri mesajları veren bu tufan mucizesinin ardından)Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapali, manen) kör bir kavim idiler.
Sayfa 204 - Bilgeoguz·Kitabı okuyor
Alıntı
Sürekli dışarıdaki gündemi takip eden ama kendini yetiştirme-yi ihmal eden, Kur'an'la kendini aydınlatamayan insanlardan model insan olmaz. Onlarla şartları sürekli zorlaşan uzun yollara çıkılmaz. Onlar yük almaz, aksine yük olabilir.
Sayfa 177 - Bilgeoguz·Kitabı okuyor
Alıntı