İşçi sinıfi, ezilenler ve yoksullar, değişim için mūcadele etmek üzere örgütlenmeye başladiklarında güven ve bilinçkazanırlar. Başka insanlarla yan yana gelmekten, yabancılaşma ve yalıtılmanin sırtını yere çalmaktan, kolektif eylemin dostluk ve güçle dolu olduğunu keşfetmekten güven kazanırlar. Bilinç ise eylemin toplumsal dünya üzerinde yarattığı etkiden doğar. Konuşmak hiçbir șeyi değiştirmez. Önce eylem gerekir. Eyleme geçmek, başkalarında bir tepki uyandırmak,toplumsal bir etkileşim başlatmak, bir yandan ilerici güclerin biraraya gelmesi, öte yandan da gericiliğin karşıgüçleri seferber etmesi demektir; çünkü haysiyetli insanların adaletsizliğe karsı mücadele edenleri düşünmeden destekleyeceği, buna karşın sermaye ile devletinse direnişin başını ezmek için zaman kaybetmeden harekete geçeceği sınıflı bir toplumda yaşıyoruz.