Kadınların birbirlerine kızgınlığına çok kez çaresizlik neden olur. Birbirini anlamanın çaresizliği; birbirine kızmanın kolaylığı da beraberinde getirir. Kadınlar bu role mahkum edilirler. İsteklerini açıkça belirtmekten, görüşlerini serbestçe dile getirmekten, düşündüklerini dosdoğru söylemekten mahrum edilmişlerdir. Kararları erkekler verir. Onlara kalan, yalnızca hemen herkesin bildiği “kadınca entrikalar “ ya da “kadın kurnazlığı “ diye tabir edilen, alttan almak, yaltaklanarak, ağzından girip burnundan çıkarak, dolap çevirerek , cilveleşerek, kendi isteklerini erkeğin görüşleriymiş sanmasına yol açacak oyunlardır. Buna mahkum edilmişlerdir. Ta çocuk yaşta bunu öğrenirler, öğrenmek zorunda kalırlar. Yüzlerindeki o merhamet uyandırıcı dertli boynu bükük havası, seslerindeki sahte tevekkül, ta o zamanlardan yerleşir benliklerine ve bu , onların kaderi olur artık. Halk arasında ,”işini bilen akıllı kadınlar,” diye bunlara denir. Erkeklerin iktidarını sarsmadan, onlarla yarışmadan, erkeklerin gururlarını ve egolarını okşayarak , pohpohlayarak, görünüşü kurtararak, hep kendi isteklerini türlü numaralarla erkeklere yaptırabilen kadınlar herkesin gözünde “akıllı kadınlar” olur, bizim gibiler de “problemli , mutsuz kadınlar...”