Sahaflardan edindiğim sayfaları oldukça yıpranmış "keçecizade İzzet Fuat Paşa'nın hatıraları" kitabında ilginç bir bölüme rastlayarak irkildim.
Muharebe, sabah erkenden başladı. Hem nehrin kenarındaki ovada hem de solumuzdaki dağlar üzerinde çarpışmalar devam ediyordu. Paşa oraya doğru gidince ben de arkasından hareket ettim. O gün daha önceki muharebelerde görmediğim öyle bir şey gördüm ki ömrüm boyunca Türklüğümün en şerefli bir delili olarak hatıramda saklarım. Paşa beni sol kanatta yer alan bir bataryamızı daha ileri bir noktaya yerleştirmek üzere görevlendirmişti. Batarya yeni vaziyetini alır almaz ateşe başladık ve aynı anda düşman topları ateşimize cevap verdiler. Bu arada toplarımızdan birisi isabet alarak işleyemez hale geldi. Biz onunla meşgulken düşmanın bir top mermisi, batarya kuamdandı, uzun boylu, yakışıklı, aslan gibi yüzbaşı'nın sağ kolunu aldı götürdü. Kolda yalnızca bir et parçası sarkıyordu. Yakındaki birliklerden zorlukla getirdiğim bir cerrah, o sarkan et parçasını keserken kahraman yüzbaşı da bataryasına emirler vermeye devam ediyordu...