·
Okunma
·
Beğeni
·
6,9bin
Gösterim
Adı:
Kime Anlatsam Kederimi
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756509201
Kitabın türü:
Çeviri:
Ersin Yıldırım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkhe Yayınları
Baskılar:
Kime Anlatsam Kederimi
Derdimi Kime Anlatsam
Kime Anlatsam Kederimi
Dağın birinde bir bilge kişi yaşarmış. Herkes tarafından sayılır sevilir-miş. Gençlerden biri, bilgenin bilgeliğini kabul etmeyip maskesini düşürmek istemiş ve bir plan kurmuş.

Küçük bir kuşu avucunun arasına yerleştirmiş ve bilgeye sormuş; “Söyle bilge, avuçlarımın arasındaki bu kuş ölü mü diri mi?”

Bilge şöyle bakmış ve demiş ki, “Evlat! Ölü desem avuçlarını açıp kuşu uçuracaksın, diri desem sıkıp öldüreceksin. Ellerinde yaşam ve ölümü birlikte tutuyorsun, gel bu kararı bana verdirme, kendin ver!”
172 syf.
·1 günde·10/10 puan
Günlerdir okumuyordum. Bugün okumak istedim. Çehov okumak istedim; çünkü muhakkak komik, hatta gülünç karakterleri olan öyküleri olacaktı, bu karakterler lekesiz, pak bir pencereden akseder gibi görünecekti, onlar muhakkak beni tebessüm etmeye belki gülmeye zorlayacaktı, böylece günlerin sıkıntısı geçecekti bir nebze. Böyle düşünüyordum. Böyle de oldu, diyebilirim. Kitabın ilk hikâyesi hafif, neşeli bir atmosfere sahip son derece keyifli bir hikâye; ancak ikinci hikâyeden başlayarak gerçek Çehov atmosferine giriş yapıyoruz: evet, hayat ve dünya komik, belki gülünç, belki kahkaha da attırıyor hepimize; ama keder de burada, hayat da keder dolu, ve traji komik bir havası var aynen Çehov karakterleri gibi; bu ikinci hikâyede tutuklanmış bir serserinin hikâyesini okuyoruz, adını unutan bu adamın bir kaç sayfa içerisinde gözümüzün önünde kanlı canlı bir hâl almasına da şaşıramıyoruz, konuşması, söyledikleri, olup biten hiç birşey yokken sanki nice şey söyler gibi bütün o hâliyle nasıl da unutulmaz bir karakter adını unutan adam...ama bu daha başlangıçmış; çünkü kitapla aynı adı taşıyan bir sonraki öyküde Çehov sanki bıçağı biraz daha derine sokuyor; 'Kime Anlatsam Kederimi', oğlunu kaybetmiş bir babanın, İona'nın söyleşme, acısını dillendirme, hâlleşme derdini insanı acıta acıta sayfalara döküyor; babanın acısı bana tanıdık geliyor, sadece bir kaç gün önce, sabahın erken saatinde, onu seven nice insanla beraber yere düştüğü toprağın etrafında, ayaklarımız o toprağa basmış, gözlerimiz yaşlı biz de duruyor ve neden yaptı, bunu bize neden yaptı diye soruyorduk; kanlanmış toprağı çapalamıştı birileri artık belli olmasın diye, az yer de değildi üstelik, oysa daha bir akşam önceydi sesi, söylemiştim, hem dinlemişti, ama şimdi bir sabah sonra, nice insan hep beraber orada durup o toprağa bakıyorduk.

Ardından bu küçük kitaba sığmış koca bir roman başlıyor. En sevdiğim şeylerden birisi olan bozkır anlatıları burada çok güzel bir üslûpla, çok etkileyici bir hikâyeye dönüştürülerek verilmiş, belki de Çehov'un en güzel öykülerinden birisi budur...aslında okudukça görüyorum ki öyle güzel öyküleri var ki seçmek pek de kolay olmasa gerek. Artık Çehov'u daha çok seviyorum. Kendimi ona yakın hissediyorum. Bozkırı bu kadar güzel anlatabilen bir yazara ancak daha fazla sevgi hissedilebilir. Baş karakterimiz Yegoruşka adında bir çocuk, hedefimiz artık öğrenim göreceğimiz yere varmak, ama yolculuk uzun, insanlar türlü türlü ve bozkır, hem de fırtınayla beraber, önümüzde uzanıyor; tabi ki beyler, efendiler, mujikler, köylüler; iyiler kötüler yine her yerdeler. Çehov'un tasvirleri gerçekten çok, çok güzel. Hiç bir zaman denizi sevmediğim için, bu kuraklık, fırtınalı bu ovalar, düzlükler, hatta dağlar bana güzel geliyor, Çehov'da da, bu hikâyede kalemini hem sade hem de böyle güzel güzel anlatırken bulunca bozkırı...

"Bozkır" gerçekten bir roman aslında. Tek başına neden basılmadığını anlamadım, belki de basılmıştı, ama yazarın toplama hikâye kitapları The Smiths albümleri gibi, her kitapta eski kitaplardan hikâyeler bulmak mümkün. Kitap, güzel Bozkır'ın ardından işte böyle, daha önce okuduğum, yine mizahi, bizi gülümseten, sevimli bir hikâyeyle sona eriyor.

Böylece geriye şu kalıyor: edebiyat iyileştirirse, iyileşmek için de okuyorsak, kitaplar biraz da bunun için varlarsa, bile isteye Çehov'u seçmem bundandı. Tanışalı ne kadar oldu ki? En fazla iki hafta. Ama bu korkunç günlerin içerisinde aklıma bir tek O geldi; çünkü kafamın içini onun karakterleri, onun tasvirleri doldursun istiyorum. Bütün hikâyelerinin içinde, anlattığı onca insan arasında en çok Gusev'i seviyorum; hâlâ, okyanusa, derinlere inen mazlum, masum ölüsünü bir edebiyat okurunun içi acıyarak sevmesi gibi seviyorum. Hepimizin ölülerinin yavaş yavaş, aynen Gusev gibi aşağılara inip battığı bir hatıralar, anılar denizi olsa gerek, vardır; hepimiz bir yerlere gömeriz ölülerimizi. İona için oğlunun ölümünün acısına bir muhib gerekliydi, dinleyen bir kulak, hisseden bir kalp, ve İona bir atın sevecen başında buldu aradığını. Bizler de sevdiğimiz insanlar kadar sevdiğimiz yazarlarda da teselli buluyoruz, iyileşmek için sevdiğimiz insanlar, ailemiz, dostlarımız kadar sevdiğimiz kitaplara, yazarlara, İona'nın aradığı teselli gibi yüzümüzü dönüp severek bakıyoruz. İşte ben de böyle yaptım, böyle yapmaya çalıştım.
7 syf.
Yaşadığım bu küçük şehrin tek ve biricik kitapçısına uğruyor, bütün rafları alt üst ediyorum. Bulmalıyım bu kitabı, bulamazsam verdiğim sözü nasıl yerine getirebilirim diye hayıflanıyor, bir yandansa zaten elimde olan bu kitabı bir sene evvelinde kitapçıya verdiğim için kendime kızıyorum. Bütün rafları didik didik edip buluyorum kitabı. Bulduğum kitapsa bir zamanlar kendi elimle götürüp verdiğim, içinde adımın yer aldığı mühürlü kitap. Bulduğum için sevinerek kitabı alıp çıkıyorum.

İlerleyen yıllarda Çehov'un tüm öykülerinin yer aldığı kitabı alırım diye Kime Anlatsam Kederimi kitabını elimden çıkarmıştım. Şimdi ise tekrar elimde. Kitabın içindeki öykülerden sadece kitaba adını veren Kime Anlatsam Kederimi öyküsünün sayfalarını çekip çıkarıyorum. Okurken iyice analiz ediyor, notlar alıyor, cümlelerin altını çiziyorum. Olay örgüsünün işleyişini çözüyor, defterime iliştiriyorum.

19. yüzyıl Rus edebiyatının öncülerinden olan Çehov, günlük yaşamdan bir kesitin ya da bir insanlık durumunun sayfalara döküldüğü Durum öyküsünün temsilcilerinden. Onun şöhreti yazdığı tiyatro ve öykülerinde. Roman türünde de eseri olduğu halde onu önce öyküleriyle, ardındansa tiyatro metinleriyle biliyoruz. Yazmış olduğu öykülerde hemen hemen 'ellerinden bir şey gelmeyen çaresiz insanların' profillerini seyrediyor, yaşamlarını okuyoruz. Çehov, çaresiz insanları öyle realist bir tutumla ele alıyor ki öykülerindeki karakterlerin yerine o acıyı biz çekiyor gibi hissederiz. Sadece bununla da kalmaz, mekan, zaman, eylem ve eşya bütünlüğünü bir denge içerisinde sağlıyor ve öykülerine yerleştirerek biz okurlara sunuyor.

Klasik deyince hangi yayınevinden okuyacağımızı kestiremediğimiz, adeta tereddütte kaldığımız bu tür kitapları maalesef orijinal metninden okuyacak düzeyde İngilizce, Rusça, Fransızca ya da bir başka dili bilmememiz sebebiyle Türkçe çevirisine sarılıyoruz. Maalesef Türkiye'deki her yayınevi orijinal anlatımına yakın çeviri sunamadığından belli başlı yayınevlerinden okumak gerektiği kanaatindeyim.

Üniversite yıllarımda set halinde aldığım bu kitap da zaten iyi bir yayınevinden çıkmadığı için ister istemez çeviride kusurları oluyor. Yazım yanlışları, anlatım bozuklukları, cümle kuruluş düzeni derken epey kusurlar var.

Kime Anlatsam Kederimi öyküsünü de bu tür kusurların olduğu bir çeviriden okuduğum için sadece konuya odaklandım. Belirttiğim gibi çaresiz insanları konu edinen Çehov, İona isimli ihtiyar bir arabacının çaresizliğini anlatıyor. Ve bu çaresizliği birilerine anlatabilmek, bir nebze de olsa ferahlayabilmek istiyor. Hani, insanız sonuçta. Yalnızlığını seven ve uyandığımızda birilerinin ellerine dokunmak, düşünüldüğümüzü bilmek isteriz. Bizim ihtiyar da öyle düşündüğünden kendini, kızağına binen müşterilerine ifade edebilmenin derdine düşüyor. Beş parmağın beşi bile bir değilken her insandan aynı yaklaşımı beklememiz hayal kırıklığı olduğundan her bir müşterisinden farklı bir laf duyar bizim arabacı. Bendeki çeviride 7 sayfalık bir öykü olduğundan kısa sürede biten öykünün son satırlarında içler acısı bir durumdadır.

İhtiyara hak vererek derdimi anlatacak birini bulamadığımda ya kağıda kaleme sarılıyorum, ya da doğada yürüyüş yaparak yaşlı bir ağaca sırtımı yaslar ve onunla sohbet ederim.

Bu küçücük öyküde çok şey hissettim. Öyküye rastladığınız vakit bir şans vererek okuyun lütfen.
172 syf.
·Puan vermedi
Sanırım iki yıl kadar önce okumuş ve inceleme fırsatı bulamamıştım. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Beş ayrı hikâyeden oluşuyor. Sanırım çeviriden kaynaklı, dili biraz ağır ve sıkıcı geldi bana.
136 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Önde oturan birinin ensesine hapşırmak ve sonrasında gelen utanç hikayesi maskenin önemini vurguluyor haksız miyim?
Sosyal mesajimizi verdigimize göre biraz kitaba bakalım. Akıcı, sade dili ve sürükleyen hikayeleri ile Çehov her zaman sevdiğim bir abim olmuştur. Kafam doluyken alip arabaya koyduğum bu kitabı kısa bosluklarimda hikaye hikaye okudum. Nihayi son ile bitti.
O zaman Rusya'sinin carpikliklarini, insanlarin saygılı atar giderlerini okumak beni hep geçmişe götürdü.
İyi okumalar dostlarım
172 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10 puan
Çehov'la askerdeyken tanıştım. Henüz atış yapmayıp nöbet tutmaya başlamadığımız güzel zamanlardan birinde kantin binasının köşesinde sessiz bir alanda okuduğum Çehov kurgusu ve karakterleri bana Moskova kadar soğuk gelmişti, ısınamamıştım. Ancak geçen hafta okuduğum bu kitaptaki biri uzun beş öykü, alabildiğine dil bilgisi yanlışlarıyla dolu bir tercüme olmasına rağmen Çehov'a dair intibamı tamamen değiştirdi.

Bu beş öykü içerisinde beni en çok saran öykü, kitaba ismini veren öyküydü. Öyküde büyük bir acıyı içinde sürükleyen bir arabacı ve onun bu acısına duvarlar gibi sağır kalan halkın farklı kesimlerinden müşteriler vardı. Öykü boğazımda bir yumru olarak kaldı.

Diğer dört öykü içindeki uzun öykü olan "Bozkır" öyküsü bir çocuğun bir eşiği atlayışını anlatan bir yol hikâyesiydi. İlk öyküyle son öykü oldukça eğlenceliyken kalan bir öykü diğer öykülerin yanında sönük kaldı.
172 syf.
·2 günde·5/10 puan
Bu kadar dünya klasikleri içinde rus edebiyatıyla süslenirken bu çehov da tus olunca dedimki iyidir sahafçıda gezerken , ama gel gelelim okurken idrak ettimki her sakallı hoca olmadığına göre her rustanda yazar olmuyormuş.
172 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Anton Çehov kalemini çok severim. Öykü okumasını da çok severim. O yüzden bu kitabı da hevesle almıştım. Ama çeviri, imla ve kelime hataları yüzünden kitaptan soğudum, çok isteksiz okudum. Olumsuz yorum yapmayı sevmiyorum ama aldanıp boşa para verilmesini istemediğim için ufak bir uyarı yapayım istedim. Çehov okuyun, bu kitabı da okuyun ama başka yayınevi tercih edin.
208 syf.
·1 günde
"Tahsil, ışıktır, cahillik ise karanlıktır. Oku."
-Durum(kesit) hikayeciliğinin başat ismi Anton Çehov'un bu hikaye kitabı 5 ana öyküden oluşuyor. Bozkır adlı hikayesi haricinde diğerleri kısa hikayeler... Hani bir romanın, hikayenin içine dalarsınız, acaba ilerde ne olacak? Dersiniz. İşte Çehov tam böyle bir anda şalteri indirip öyküyü bitiriyor. Eğer böyle hikayenin sonunu görme takıntınız varsa bu kitabı lütfen okumayın. Keyifli okumalar
136 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bilgelik karanlığın içinden çıkan insanın önce kadın mı erkek mi olduğuna bakmadan önce onun bir insan olduğunu ve o insanın sonradan kadın mı erkek mi olduğunu görmektir.
Bilgeliğin bir adım sonrasını bilemezsin ve keşfedemezsin. Bilgeliğin bir adım sonrasını tahmin etmek her birimiz için bilgeliğe açılan kapının aralanmasıdır.
Bilge ruhun gücüyle ve ruhun hakimiyetiyle ruhunun gördüğü her şeyi gören ve bilendir. Bilgelik, tevazu, hoşgörü, anlayış ve saygı demektir. Bir deniz feneri gibi aydınlatıp bizlere yol gösteren bir ışıktır ve aydınlığın yoludur.
172 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Okuru gülmece ve dram arasında gezdiren, değişik ortamlarda geçen ve gerçekçi kişilik analizleriyle işlenmiş dört kısa öykü ile bir de novelladan oluşan bu kitapla sonunda Çehov'la tanışmış oldum. İlk ve son öyküler neşeli ve gülümseyerek okunan türden; kitaba adını veren Kime Anlatsam Kederimi ise yaşlı bir arabacının, okurun içini acıtan kederli hikayesini anlatıyor.
Bozkır adlı uzun öykü 132 sayfa uzunluğunda ve gerçekte bir novella olarak -Zweig'ın eserleri gibi- ayrı bir kitap olarak basılabilirmiş diye düşünmeden edemedim çünkü bu öykü uzunluğuyla kitabın bütünlüğünü bozuyor bana göre. Sabırla okumayı ve saklı ayrıntılardan tat almayı bilen dikkatli okurlar için çok ağır, ağdalı betimlemeleri olmayan ama yine de keyifle okunacak bir eser. Rus halk kültürünü şekilsel olarak değil de daha çok duygusal ve davranışsal olarak bizim kültürümüze benzetiyorum: heyecanlı, inançlı, boyun eğmeyen ama özellikle eğitim ve paradan kaynaklı gücün karşısında belki de bilgisizliğin, cehaletin ve yoksulluğun etkisiyle saygıyla eğilen bir toplum. Kuşkusuz bu varsayım bundan yaklaşık iki yüz yıl önceki toplumsal yapıyla bağlantılı, günümüzde herşey daha farklı olmalı. Yakın zamanda okuduğum Refik Halid Karay'ın dünya klasikleri ayarındaki Memleket Hikayeleri adlı eserine benzettim ve o tadı buldum biraz. Bana göre, Memleket Hikayeleri'nin -kitabın bütünü içindeki kişililik çözümlemeleri ve büyüleyici betimlemeleri düşündüğümde- bu eserden hiç de de aşağı kalır yanı yoktu, hatta yer yer daha iyiydi diyebilirim. Yine de her iki eser, gündelik yaşamı ve içinde koşuşturan insanları alışılmış öykü kahramanı tiplemesinden kurtarıp, tüm doğallığıyla gerçekçi bir biçimde ve olağanüstü güzellikte aktarıyor.
172 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitapta birbirinden bağımsız olan 5 hikâye yer alıyor. Uzun zamandır kitaplığımda bulunan bu kitabı okuyup aradan çıkarmak istedim fakat çeviri ve imla hataları beni rahatsız etti, birkaç hikâyenin sonlarının ucu açık bırakılmış hissi vermesi sebebiyle de pek beğendiğim söylenemez.
172 syf.
·4/10 puan
Rus tiyatro yazari ve modern kisa öykülerin kurucularindan olan #antonçehov’un #kimeanlatsamderdimi adli bu eserinde; dördü kisa olmakla birlikte 5 hikaye bulunuyor. Yasantisinda calismak ve egitimini calisma yüzünden uzatmak zorunda kalan #çehov ; hikayelerinde hep hüzünlü ve incinmis cocuklara yer vermis... (Bircok hikayesinde bu tarzi kullanmasiyla meshur.) #kitap -taki uzun öykünün ismi #bozkır ... Doganin siirsel ve törensel tasvirlendigi bir hikaye. Okumak icin annesinden ayrilan bir cocugun basindan gecen olaylari bize verirken; olaylardan cok tasvirler dikkat cekiyor. Okurken yer yer zorlandigim ama bittiginde; her sayfanin sanki baska bir hikaye gibi oldugunu ve birleserek kocaman bir hikaye olusturdugunu anladigimda cok sasirdim. Kendimi tutamadan bu uzun hikayeyi birkez daha okudum. Farkli bir anlatim tarzi olan bir yazar, güzel bir hikaye.
Neden gözün kapalı yürüyorsun?
-Bütün yolları ezberledim.
-Ama düşebilirsin.
-Bütün düşüşleri de ezberledim.

Lars von Trier
Gene içinde sessizlik başlar... Bir zaman sönmüş olan acısı gene başgösterir, daha büyük kuvvetle göğsünü ezer,... gözleri kaygıyla, acıyla sokağın iki yanından geçen kalabalığa dikilir, gelip geçen binlerce insandan onu dinleyecek biri var mı acaba? Ama kalabalık, ne onu ne de acisini fark emeden geçip gider. Acısı korkunçtur, sınırsızdır. Ona öyle geliyor ki, göğsü patlayıp içinden acısı fışkırsa, bütün dünyayı kaplıyacaktır ama gene de bu acı görünmez. O kadar küçük bir kabuğa sığınmıştır ki, gündüz ışık altında bile görülmez...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kime Anlatsam Kederimi
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756509201
Kitabın türü:
Çeviri:
Ersin Yıldırım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkhe Yayınları
Baskılar:
Kime Anlatsam Kederimi
Derdimi Kime Anlatsam
Kime Anlatsam Kederimi
Dağın birinde bir bilge kişi yaşarmış. Herkes tarafından sayılır sevilir-miş. Gençlerden biri, bilgenin bilgeliğini kabul etmeyip maskesini düşürmek istemiş ve bir plan kurmuş.

Küçük bir kuşu avucunun arasına yerleştirmiş ve bilgeye sormuş; “Söyle bilge, avuçlarımın arasındaki bu kuş ölü mü diri mi?”

Bilge şöyle bakmış ve demiş ki, “Evlat! Ölü desem avuçlarını açıp kuşu uçuracaksın, diri desem sıkıp öldüreceksin. Ellerinde yaşam ve ölümü birlikte tutuyorsun, gel bu kararı bana verdirme, kendin ver!”

Kitabı okuyanlar 334 okur

  • Zennure gönül
  • ꧁Antiprenses꧂
  • Havva çiçek
  • Elif Çelik
  • Kardok
  • Ahmet Alper Kaban
  • Merve Kino
  • Ayhan keskin
  • Emine
  • Xnaxnxamxjanxnajxjs173737292272818181829393918

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%11.8
18-24 Yaş
%26.5
25-34 Yaş
%32.4
35-44 Yaş
%11.8
45-54 Yaş
%8.8
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%5.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.6
Erkek
%45.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.9 (4)
9
%8.8 (6)
8
%16.2 (11)
7
%20.6 (14)
6
%10.3 (7)
5
%10.3 (7)
4
%2.9 (2)
3
%2.9 (2)
2
%0
1
%1.5 (1)