Aranızda iyice akıllandım, çevremdeki şeylerden kendimi ayırt etmeyi iyice öğrendim ve beni saran güzel dünyanın ortasında tek başına kaldım. Yetiştiğim ve yeşerdiğim doğa bahçesinin dışına atılmışım, öğle güneşiyle kavruluyorum.
— İnadından! diye bağırdı Gavrila. İnadından
da evlenmiyorsun! Ne diye? Ne o, gözdağı mı
veriyorsun bana? Umurumda değil Varvara
Ardalionovna, isterseniz şu anda gerçekleştirin
niyetinizi. Artık bıktım sizden. (Prensin
kalktığını görünce seslendi ona:) Ne o prens,
sonunda bizi terk etmeye mi karar verdiniz?
Gavrila’nın sesinde handiyse çileden çıkmanın
eşiğindeymiş gibi bir ton vardı. Böyle sinirlenen
insan öfkesinden neredeyse haz duymaya başlar,
artarak güçlenen bu duygusuna gittiği yere
kadar bütünüyle bırakır kendini.