“Benim için,muhtemelen herkes için öyledir,yaşlanmak deneyimi yaşamımda ilk kez tattığım bir şey ve bu noktada tattığım hisler de yine ilk kez tattığım hisler.Önceden yaşamış olsam üstesinden gelebilmek için bir fikrim olurdu ama neticede ilk deneyim olduğundan iş o kadar basit değil.O yüzden benim açımdan şu an ayrıntı sayılabilecek kararları sonraya bırakıp kabullenerek bunlarla birlikte yaşamımı sürdürmekten başka yol yok.”
“…gençlik çağlarımda kendi ellili yaşlarımdaki halimi gözümde canlandırmam,’ölümden sonraki hayatı somut olarak canlandırmaktan’farksız zor bir meseleydi.Mick Jagger genç yaşlarında ’45 yaşına gelip hala Satisfaction söyleyeceksem ölürüm daha iyi.’demişti.Fakat gerçekte 60 yaşını geçtiği günümüzde bile Satisfaction söylemeye devam ediyor.”
“…Buna rağmen genç yaşta(22 yaşındaydım) evlendikten sonra biriyle yaşamaya yavaş yavaş alıştım.Üniversiteden çıktıktan sonra bar işletirken,başkalarıyla ilişki kurmanın önemini de kavradım.Tek başına yaşamanın mümkün olmadığını, ki gerçekte herkes bunu onaylayacaktır,kendi deneyimlerimle öğrendim.Bunun sonucunda biraz tuhaf şekilde de olsa,sosyallik diyebileceğim bir özelliği günden güne pekiştirdim.Şimdi düşünüyorum da yirmili yaşlarımdaki on yıl boyunca benim dünya görüşüm hiç de azımsanamayacak ölçüde değişti ve insan olarak belli bir ölçüde geliştim.Sert duvarlara toslaya toslaya başımda yumrular oluştukça hayatta kalabilmemi sağlayan pratik püf noktalarımı öğrendim işte.O on yıl boyunca çetin yaşam deneyimlerim olmasaydı sanırım roman yazmak gibi bir uğraşa girişmezdim,hatta aklımdan bile geçirmezdim.Yine de insanın temel karakteri keskin değişimler göstermiyor.Tek başına kalma arzusu,hiç değişmeden hep vardı içimde.O yüzden günde 1 saat kadar koşup o süre boyunca kendime ait bir sessizlik zamanına sahip olabilmek ruh sağlığım açısından önemli bir anlam taşımaya başladı.En azından koşarken ne kimseyle konuşmam ne de başkalarının konuşmalarını dinlemem gerekiyordu.Yalnızca çevremdeki manzarayı izleyip kendimi bulmam yeterliydi.Bu hiçbir şeyle değiştirilemeyecek ölçüde değerli bir zaman dilimiydi.”