Agnes ayakkabı giyen annenin kendi beyaz tenli tombul çocuklarını öpüp okşadığını göre göre büyüyor. Ekmeğin en tazesini,etin en güzel yerlerini onların tabaklarına koyduğunu görerek büyüyor. İkinci sınıf, bir şekilde yetersiz, istenmeyen biri olduğu hissini kabullenmek zorunda kalıyor. Yerleri süpürmek zbebeklerun bezlerini değiştirmek, onları sallayıp uyutmak,ızgaradan külleri temizleyip ateşi canlandırmak hep ona düşüyor. Herhangi bir kazanın ya da talihsizliğin- düşünülen bir tabak, kırılan sürahi, sökülen örgü, kabarmayan ekmek- onun suçu olacağını görüyor, bunun farkında. Başka hiç kimse bunu yapmayacağı için, Barthomomew'u hayatın bütün darbelerinden korumak ve onu savunmak zorunda olduğunu bilerek büyüyor. Tamamen ve bütünüyle onunla aynı kandan olan başka hiç kimse yok. İçinde gizli, mahrem bir ateşle büyüyor. Alevler içini yalıyor, onu ısıtıyor, uyarıyor. Buradan kurtulman lazım, diyor ateş ona. Mutlaka.