O zaman Arina Vlasyevna ona yaklaştı ve ağarmış başını, onun ağarmış başına dayayıp “Ne yapalım Vasya! Evlat, kesilmiş bir dilimdir. O kartal gibidir: Uçup geldi, gitmek istedi, uçup gitti; seninle ben ise bir ağaç kovuğundaki mantarlar gibiyiz, yan yana oturuyoruz ve yerimizden kımıldayamıyoruz. Senin için sadece ben hiç değişmeden kalacağım, sen de benim için öyle kalacaksın,” dedi. Vasiliy İvanoviç ellerini yüzünden çekti ve karısına, hayat arkadaşına öyle sıkı sarıldı ki, gençliğinde bile ona böyle sarılmazdı: Derdini bir o avuturdu onun.
Ne yapalım, Anna Sergeyevna, gerçeği konuşalım. Benim sonum geldi. Tekerleğin altına düştüm. Demek ki, gelecekle ilgili düşünecek bir şey yok artık. Ölüm eskidir ama her birimize yeni gelir. Şimdiye kadar korkmadım... ama sonra kendimi kaybedeceğim ve ‘füüiit’! (Güçsüz bir hareketle elini salladı.) Şimdi size ne diyebilirim... sizi sevmiştim
Babaların çocuklaştığını görmenin nasıl sıcak ve üzgün bir havası var. Babayla oğul bir kumsaatinin iki haznesi gibiler çünkü; bir vakit gelince, zaman, mukadderat, tanrı ya da her neyse bir şey kum saatini tersine çeviriyor. Tam tersine akmaya başlıyor ondan sonra her şey.