Her şey değişiyor , doğa yerinde durur mu ? Depremler, seller, fırtınalar, kasırgalar...
Doğa insanlardan öç alıyor, diyeceğim geliyor . Sen boyuna onu yap , bombalar at , atom gücünde yıkımlar yap ; insanlığa yararlı buluşlar yapacağına daha çok , daha hızlı yok etmenin yollarını bulmaya çalış ! Bir yandan da insan hakları, demokrasi, özgürlük diye hem kendini hemde dünyayı aldatmayı sürdür . Yaşamak, elbet iyidir ama çirkinlikler , basitlikler , zulümler günden güne çoğalmışsa sende bunları yakından izlemişsen o zaman yaşamak, bir çeşit işkence sayılmaz mı ?
" sevmeden ihanete uğrayamaz , ihanete uğramadan da doğru kararlar veremezsiniz ." Diyordu Panait İstirati . Bu yargıya katılmamak mümkün değil. Ben buna ilave olarak" Sevmek , zaten doğru kararın kendisidir ." Derim . Çünkü insan sevdiğinde sevmenin karşılığını görmüşse mutlu olacaktır . Sevgi , eğer ihanetle karşılık bulacaksa o zaman da okulların öğretemeyeceği kadar büyük bir deneyim kazandıracaktır . Öyleyse ihanete uğrarım korkusuyla sevmekten kaçanlara ne demeli ?
Cevabım hazır : " Lütfen ölüler hakkında konuşamayalım ! "